Oyun, Yalnızlık, Yaşam ve Ölüm, Taşlar, Bitkiler, Hayvanlar, İnsan, Doğa, Dört Mevsim Gündüz ve Gece, Toprak, Su, Hava, Ateş, Hareket, Duygular, Düşünce, Sezgi, İrade Toplum, İnsan Grupları, Aile, Eğitim, Bilim, Din, Sanat, Politika, Savaş, Aşk, Kader, Yıldızlar,Zaman, İtaat, Güzellik, Adalet, Birlik, İyi ve Kötü, Felsefe (Ariadne'nin İği), Tanrı, Sonsöz
G İ R İ Ş
Maya yanılsamayı temsil eden eski bir doğu tanrıçasıdır. İnsanların gizli yasalarını kolaylıkla keşfedememesi için doğanın her şeyi örtmek üzere kullandığı örtüdür. Böylelikle Maya’nın güzelliği ve onun sayısız oyunu, yeryüzünde payımıza düşen yaşam yıllarının geçmesi için bize yardım eder, bizi baştan çıkarır ve aldatır.
Yanılsama duyularımızla oynar. Az veya çok bilinçli olarak biz de bu oyuna katılırız. Onu böyle görsek de yanılsama tam anlamıyla olmayan bir şey değildir. Yanılsamanın oyunları kesin olan fakat kalıcı olmayan şeylere dayalıdır; bunlar ancak bir yanılsama, hava kabarcığı kadar yaşayabilecek gerçeklerdir. Bununla beraber cehaletimizden ötürü bu anlık gerçeklerin her şey demek olduğunu sanırız..
Çabalarımızı Maya’nın oyunlarına harcamak ve en büyük umutlarımızı onlara bağlamak, acıyı tanımak demektir. Sevdiğimiz her şey parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor ve daha kalıcı, daha az güvenilir, ölümsüzlüğe daha yakın başka şeyleri görme olasılığına karşı kör oluyoruz.
Neden oynuyoruz? Neden onu fark etmeden Maya’nın yanılsamasını kabul ediyoruz? Bu soruyu yanıtlamak, bir çocuğun neden oyun oynadığını kesin olarak bilmek gibi olacaktır. Çocuk, oynadığı oyunun yalan olduğunu bilse de oynar ama denemeye, güçlerini tecrübe etmeye ve yaşam olan daha büyük başka bir oyuna kendini hazırlamaya ihtiyacı vardır. Biz insanlar her zaman bir parça çocuğuz. Bizi bekleyen nihai kaderden emin olmaksızın, kendimizi doğru eylemler gerçekleştirme konusunda denemeye çalışarak, yaşam boyunca oynarız.