|
YENİ YÜKSEKTEPE KÜLTÜR DERNEĞİ WEB SİTESİ Sayfa Yükleniyor..Lütfen Bekleyiniz.. ![]() |
|
İçindekiler Batı Kavrayışında Tanrı ve Yaratılış, Mısırlılara göre Yaratılış ve Mutlak, Yaratılıştaki Bilinç Seviyeleri, Mısırlılar için Tanrı Ne Anlama Gelir?, Piramit, Uyumlu Bir Evrenin Modeli, Yaşanabilir Bir Dünyanın Yapıları, Etkileşimci Piramidal Sistemin İşleyişindeki Bozukluklar, Edilenin Aktarımı ve Eğitim : İnisiasyon, Mısır'da İnisiasyon, Maat ve Birey Olmanın Simyası, Sonsöz KAYIP KÖKENLERİN ARAYIŞINDA: ESKİ MISIR O, Büyüklerin bir okuludur ki bilge insan; edindiği bilgiyi ona atılmadan bilen, çevresinde kötü hiçbir şey olmayandır. Doğruluk ve adalet(Maat) ona, ataların vermiş oldukları öğütlere uygun olarak kucak dolusu gelir... KRAL III. KHETİ’NİN OĞLU MERİKARE'YE ÖĞRETİSİ, İlerlemenin, ancak bizden önce gelenlerin tümünü silip süpürerek gerçekleşmesinin olası göründüğü çağ sona ermiştir. Yoktan (Ex nihilo) var olmanın, insanlığı kendi kendini bozma ve yok etme yoluna sürüklemeye çalışmanın mümkün olamayacağını biliyoruz. Bir geleceği, barbarlığa körü körüne bir geri dönüş veya kısır bir geçmiş hayranlığı adına tarihi durdurmak üzere umutsuz bir girişim olmadan temellendirmek için bugün sahip olduğumuz tek araç; kökenlerimizle uzlaşmak ve onları çağdaş bilimlerin katkılarının yardımı ile yeniden verimli kılmak ve güncelleştirmek üzere yeniden ele almak gibi görünmektedir. Çağımız tabii bilimlerden, psikoloji ve antropoloji gibi insani bilimler seviyesine varıncaya değin insanlığı giderek asla bilinmez olarak görme yollarını ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte bu değersiz keşifler günümüzün ihtiyaçlarına karşılık vermede yetersizdir. Birbirine uymayan bu keşiflerin tutarlı bir bütün içerisinde tamamlanmaları gerekmektedir; bundan başka bu girişimleri kollektif olduğu kadar bireysel düzlemde de etkin davranışlara dönüştürmenin yollarını bulmamız gerekmektedir. Tüm bu yüzyıl boyunca hakikati daha iyi anlamak ve onun üzerinde daha iyi hareket etmek için evrenin işleyişi, insanın kökeni, biyoloji ve sağlık...konusunda vardığımız görüşleri gözden geçirmeyi kabul ettik. Bugün aynı nedenlerden ötürü Doğu’nun çöküşünün ardından ve uyumlu, yaşanabilir bir toplum oluşturmada Batı toplumlarının içerisine girdiği karmaşa karşısında insan toplumlarının işleyişi hakkındaki fikirlerimizi gözden geçirmeyi de kabul eder hale geldik. Dünyanın şimdiki durumu, bizden hakikati okumak için kullandığımız şifre anahtarını baştan başa elden geçirmemizi beklemektedir. Okulun artık ne çalışmaya ne de düşünmeye hazırladığını, ailenin diğerlerine açılan gelişmiş bir duygusal yaşama hazırlamadığını, toplumun yurttaşlığa dair bir davranışa yönlendirmediğini, dinlerin ise etik yerine kendi kiliselerinin çıkarlarını savunduğunu gözlemliyoruz. Onlarca yıldır toplumun işleyişi hakkında kabul edilmiş bazı fikirler, insan bilimlerindeki son araştırmaların sonuçları ile ortadan kaldırıldı. Özellikle geleneksel toplumların işleyişi ve genel olarak insan topluluklarında kutsalın işlevi ile ilişkili olanlar bir tarafa atıldı. Bu yeni bilgiler, geleneksel toplumlar, içselleştirme, inisiyasyon, rit, sembol ve mit, hiyerarşi, şeref, adama, inanç kavramları konusundaki fikirlerimizi sorgulamamıza ve yeniden gözden geçirmemize yol açar. Gerçekten de özgürlük, saygı, otonomi ve bireyin gelişimi kavramlarına aykırı hareket etmekten uzak olan bu ilkelerin, adaletin hizmetinde kollektif bir yaşama hizmet ettiği gibi bu kavramlara da hizmet ettiğini görme sürprizi içerisindeyiz. Maalesef bizi ilgilendiren alanda, günümüz toplumunun işleyişine geleneksel toplumların katkısı konusunda yarar sağlamayı başaramadık. Bu katkı, kendini toplumumuzda insan ilişkilerini daha iyi yönetmemize yardım edebilecek davranışlar ve fikirler içerisinde göstermemektedir. Uzun süre inkar edilen bu toplumların katkısı temel olarak bilgi ve davranışların aktarımı alanındadır. Bu alan özellikle nesiller arasındaki kopuşun arttığı ve böylelikle eğitim eksikliğinin gözardı edildiği şimdiki zamanda farkedilmektedir. Toplumlarımızın kalbinde dolaşımı ve oluşumu sağlayan tüm ağ (sistem) işlemez hale gelmiştir. Söz konusu sorun hakkında aktarma sanatında bilme-yapma konusunda başarılarını borçlu oldukları kültürlerden ve uygarlıklardan bize bırakılan mirasın ışığında kabul edilmiş olan fikirlerin acil olarak yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. XXI.yy’ın büyük mücadelelerinden biri dünyayı yaşanabilir kılmak, dayanışma ve kardeşlik değerlerinin yaşamasını mümkün kılan sosyal bir işleyiş bulmaktır. Dünya hakkındaki görüşümüzün radikal olarak değişmesi ve bilime borçlu olduğumuz var olan fikirlerin bir tarafa bırakılması davranışlar düzeyinde kısır kalmaktadır. Çelişik olarak giderek artan bir barbarlık içerisine batıyorsak bunun nedeni keşifleri ne kollektif bilinç seviyesinde ne de duyarlılık ve ahlaki seviyede aktarmayı ve yaymayı başarmış olmamızdır. Bilinç ile günlük yaşam arasında böylesi bir uçurumun varlığı, bilme-olmayı bilme-yapmaktan, düşünceyi eylemden ayıran kültürel evrenimizin doğasından kaynaklanır. Fernand SCHWARZ |
GÜNCEL HABER TAHTASI |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
1482 Sokak No:5 Alsancak - İZMİR
Tel: 0 232 464 57 39 (18:00 - 23:00)
Faks: 0 232 464 57 40
E-mail: alsancak@yeniyuksektepe.org.tr
© 2008 Tüm hakları Yeni Yüksektepe Kültür Derneğine aittir.
Son Güncelleme Tarihi : 07.10.2008 (Bugün)