Ankorun Misyonu, Kuum'a Yolculuk, Kayalıklarda İnziva, Sessizlik Yemini, İç Savaş, Buluntu, Savaşın Çocukları, Güneşe Doğru, Küçük bir Konuşma, Fenur, Kem Ülkesine Yolculuk, Kem, Kataklizma
ÖNSÖZ
Her insan kendisine nereden gelip nereye gittiğini sorar. Geçmişimizin hatırladığımız esnalarına tecrübe adını vermekteyiz; bundan başka, aldığımız her bir gizemli soluk bize bu dünya üzerinde doğuşumuzdan çok önce de var olduğumuzu göstermektedir. Hatırlayan kimselerin sayısı fazlaysa, bu özel hatıra türüne Tarih adı verilir, ve bizim günümüzün emin olmayan biliminin tespit edebildiğinden daha yaşlı olduğumuzun farkındalığımız ise bir anlamda mitoloji demektir.
Amerikalı halkalarda dahil olmak üzere, eski dünyanın bütün insanları tufanlardan ve batık kıtalardan bahsetmektedirler. Eflatunun bıraktığı hikaye ise son derece kesindir. Ankor isimli bir prens, bir filozof, bir kimse seçiyoruz ki bu kimse Atlantis Kıta’sının son parçası üzerinde yaşamıştır. Olay günümüzden yaklaşık onbirbin beşyüz sene önce cereyan etmektedir. Fakat, en başta bahsedilen soru bizi hala meşgul etmektedir; bunun içindir ki olaylar zaman zaman bizzat okuyucunun içerisinde gelişecektir. Evet, herbirimizin içinde bir Ankor vardır. Bu hikaye birçoğunun onu bulmasına yardım edecektir.
Atlas Okyanusu, kendi içinde batmış olan bir medeniyet hakkındaki kesin delilleri bize henüz teslim etmedi, ve yahut bu deliller müzelerimizin bazı köşelerinde yatıyorlar ve biz onları farketmedik. Fakat insan düşüncesi, astronotlar varmadan önce Ay yüzeyinde yürümeye başlamıştı, ve zamanın başladığından bu yana denizlerin derinliklerine inişler gerçekleştirmişti. Bu defa düşüncelerimizle sular altına gömülmüş olan o coşkun kıtanın son parçasına, Poseidonis’e gidiyoruz. O şimdi, tayfaları ile birlikte bir gemi gibidir; eski bir savaşa ait bir gemi.