|
YENİ YÜKSEKTEPE KÜLTÜR DERNEĞİ WEB SİTESİ Sayfa Yükleniyor..Lütfen Bekleyiniz.. ![]() |
|
Gençlik bunalımı GENÇLIĞI tanımlamak kolay değildir. Ne kadar çok arasak da zaman içerisinde değişik yazarlar kesin bir fikir birliğine varmayı başaramamışlardır, üstelik, gençlik konuları o kadar geniş, o kadar zengin, o kadar esnek, o kadar olağanüstüdür ki. somut ve objektif bir anlatım şekli bulunmamaktadır. Filozoflar olarak, çoğu kereler söylediğimiz ve konuştuğumuz gibi gençlik için dünyanın geleceğinde büyük bir inanç Genel anlamıyla, gençliği tanımlamak için bazılarının söylediğini kabul etmeliyiz yani çocuklukla olgunluk arasındaki bir geçiş durumu olduğunu... Gerçekten de bu bu bir geçiş durumudur ama ne tek ne de kesindir, çok özeldir. Duygusal, entellektüel. fiziksel ve psikolojik kendi iç gerçekliğine ani ve birden uyandırarak neredeyse bir darbe ile girmek için "çocukluğun tatlı bilinçsizliği" olarak adlandırılan durumdan çıkar. Bu iç gerçeklikler ne kadar doğal olsa da gencin kişiliğini güçlü bir şekilde etkiler. Gençlikten bahsettiğimiz zaman, sadece çocukluktan gençliğe geçişte ortaya çıkan bu fiziksel değişikliklere değinmeyeceğiz. Aksine bununla birlikte, başka psikolojik ve zihinsel çok derin değişikliklerin üzerinde duracağız. Eski geleneksel ve ezoterik öğretilere dayanarak gençlikteki değişimin, daha da ötesine gittiğini düşünmeliyiz. Sadece ruh ve zeka uyanmaz, zamanların çok ötesinden gelen, uyuyan, uyanmak ve kendini göstermek için hayatın çok özel bir anına ihtiyacı olan Süper Ego, Gerçek ben tekrar ortaya çıkar. Gençliğin ergenlikle, cinsel olgunlukla başladığını söyleyenlerle hemfikirde olmadığımız gibi insanoğlunun olgunlaşmaya başladığı ve artık yetişkin olduğu zaman gençliğin bittiğini söyleyenlerle de hemfikir değiliz. Eğer böyle olsaydı, bu olgunluğun ne zaman başladığım kendi kendimize sormamız gerekirdi. Gençlik ne istediğini bilmek için kendi pozitif yönlerini değil de olgunluk eksikliği gibi aslında negatif olan yönlerini çok daha fazla sürdürmüyor mu? Genç olmanın yeni bir doğuşla ilişkisi vardır; her ne kadar fiziksel bir beden içerisinde olunsa ve maddi ve somut bir şekilde ifade edilse de yeniden doğmak gibidir. Genç olmak kendinde, hayatın yeni bir şekline gözleri açmaktan ve bununla birlikte gelen tüm sıkıntıları üzerine almaktan bir şeyler taşır. Gencin yeni bir hayat şekli ile karşı karşıya gelmesi gerekir. [Doğmuşuz gibi ama bu kez kesinlikle yalnız çünkü bu yeni doğuşun tüm sıkıntısını çözümlemek zorunda kalacağımızı hissederiz. Her yeni durumda olduğu gibi, henüz doğan bu yeni gençlik de bize huzursuz,güvensiz ve dengesiz görünür. Kendine güvenmeye ihtiyacı vardır ve bunu nerede oluşturacağını bulamaz. İşte bizim de ğinmek istediğimiz kederin nedeni de budur.. Bu kedere iki görüş noktasından yaklaşmak istiyoruz: normal ve mantıklı bir acı vardır. Bu acı büyüme ile ve çocuk olmayı bırakarak tekrar doğan bu insanın gelişmesine özgü bir acıdır; Geleneksel Psikolojinin ele aldığı tüm süreçlerdir. Bizi, çok fazla ilgilendiren ikinci durum ise "diğer" acıdır. O kadar doğal ve gençliğin kendisi olmayan, tüm problemleri ile dünyamızı çevreleyip özetleyen ve gencin kişiliği için daha az doğal ve daha fazla baskıcı olan acı. ilkinden başlayalım. Son yüzelli yılın psikolojisi, gerçekten bize gençliğin, ne kadar önemli olsalar da birtakım fizyolojik ve hormonal değişikliklerle değerlendirilemeyeceğini, ak sine kendine özgü karakteristik, psikolojik, entellektüel ve ahlaksal tipte başka unsurlara da değer verilmesi gerektiğini söylemektedir, ilginçtir ki bu psikoloji gençliğin tüm değişikliklerini sanki patalojik ve anormallermiş gibi gösterir. Değişiklikler o kadar çoktur, o kadar büyüktür ve önemlidir ki. genç kişi başına gelen şeyin korkunç olduğunu ve hasta olduğunu zanneder. Gencin ilk tecrübe ettiği şey, yeni bir kişiliğe tutunma ihtiyacıdır. Birden yeni kavramlar ifade etmesi gerekir fakat bunları açıklayamaz. Neredeyse çocukça görünen sorunlar karşısında güçlü olmak gerekir oysaki bunlar genç bir kişiliği ifade eden ilk sorunlardır. Çocukluğu, küçüklüğü, dü-şünmemeyi, hissetmemeyi ifade eden önceki dünyayı oluşturmuş herşey reddedilir. çünkü önce olan herşey kötüdür; bir kenara bırakmak, reddetmek gerekir. Bu genel reddediş içinde, gencin gözünde ebeveyn imajının olmaması da vardır; artık sığındıkları ana babalan değildir. Artık destek değillerdir ve bu imaj kopukluğuyla birlikte, ailesel desteği ve bağı oluşturan tüm büyüklerin imajları da sarsılır, o ana kadar sevgi duyduğu tüm kişilerden nefret etmeye başlar. Genç kişide orta durumlar yoktur; ana babasına duyduğu tüm sevgisi yeni liderlere doğru yönelir. Yaratılan boşluğu doldurmak zorunda oldukları yeni görünümler vardır ve bu da gençte korkunç bir sıkıntı uyandırır. Bir öğretmen, bir din adamı ya da küçük ya da büyük bir arkadaşın, bir politik lider yüceltilir. Bazen gençler kendi icatları olanı, ideal olanı, ilksel olanı ve mükemmel olanı temsil eden hayali liderlere dayanmak isterler. Bazen de tümüyle benzemek istediği kişiyi simgeleyen tarihi kişiliklere eğilir ve tüm sevgilerini onlara yöneltirler ama aslında, aranılan şey bir boşluğu doldurmaktır. Aynı zamanda bu, korkunç bir melankoli, artık elinden uçup giden ve bir daha geri gelmeyecek olan bu çocuksu dünyaya karşı nostaljiyi doğurur. Gencin ilk aşamada hüzne büyük bir eğilimi vardır. Bir dünya kaybettiğini hisseder ama bunu hiç kimseye açıklayamaz. Yeni bir dünyaya doğduğunu hisseder ama bu yeni dünyada kimse onu anlamaz, içsel ve derin olan bu hüznü asla dışarıya yansıtmaz, biraz melankoliye eğilim gösterir. Dışarıdan bakıldığında tamamen uydurulmuş, abartılı bir neşe, yersiz ya da kavgacı tutumlar, zorla ortaya çıkarılan aşırı enerji vardır. Dahası genç, anne ve babasına saldırır çünkü sahip olduğu dünyanın kaybından dolayı onları suçlu bulur. Biraz suçluluk duygusuyla anne ve-babasının da ona saldırmasını bekler ve bundan sonra, anlayışsızlıklarla, günlük tartışmalarla dolu uzun bir acılar dizisi başlar. Az öncesine kadar kapalı ve mükemmel bir çekirdeği oluşturduğu bu insanlarla birlikte yaşam, dayanılmaz olacaktır. Bu durum karşısında, genç değişik şekillerde tepkiler verir. Gerçekten gençte metafizik fikirlerin uyanması kendine özgüdür: bu, mükemmel seçilmiş, felsefi bir-metafizik olarak değil de çok yalın olarak ortaya çıkar. Genç kendi kendine ilk kez hayat ve ölüm hakkında soru sormaya başlar. Ebedi olmadığını, zamanın içinde olduğunu, değiştiğini, büyüdüğünü, büyümeye devam edeceğini ve yok olacağını düşünür. O zaman daha ötede olan şeyler hakkında soru sormaya başlar. Bu metafizik fikirlerle birlikte, ahlaki türden diğer fikirler ortaya çıkar. Başlangıçta arasıra genç bu konularda çok katı olur ve özellikle diğerlerine karşı bir tutum içerisindedir ama bir ölçüde kendisine karşı da katıdır. Eğer bu iyi bir sonuca götürülürse yavaş bir şekilde gençlik bunalımının yok olma nedeni olacak ipucu elimizde olacaktır ama maalesef böyle olmamaktadır. Bu ahlaki ve mezafizik başlangıçlar, akrabalarının ve yakınlarının sadece küçümseyici gülüşleri veya biraz acımasız alayları gençte çok derin yaralar açmaktadır. Entellektüel açıdan bakarsak, durum tamamen farklıdır; ya tamamen kendisini terkeder ve bu durumda daha önce parlak olan ve birden duraksayan, okulda başarısız olmaya başlayan gençleri buluruz ya da tersi olur. Okulda ideal bir kaçış bulurlar ve yaşadıkları tüm sorunları akla başvurmaya çalışırlar. Fikirler dünyasında harika bir yol bularak onların içinde ne olduğunu ayrıntıları ile anlatmaya fırsat bulurlar. Bu ikinci durumda, savunulan fikirlerin gerçek olup olmadığı önemsenmeden büyük bir diyalektik hevesi uyanır. Tartışmak, kendilerine güven duymak, güç ve yeteneklerini göstermek isterler. Bu gerçekten onları mutlu eder. Az yararlanılan ve biraz da acı veren bir unsur olmasına rağmen gençliğin bu dönemdeki olumlu bir özelliği dostluğu uyandırmasıdır. Herhalde bu dönem dışında dostluğun gerçekte ne olduğu asla bilinmez. Gençlik arkadaşlıkları şerefli dostluklardır. Herşeyin muhteşem olduğu eşsiz dostluklardır, ideal, fantastik bir güven vardır ve genç için arkadaş herşeydir. Arkadaş iç sorunların boşaltıldığı, daha ileride sevginin ne olduğunu görmek için bir deney olacak ahlaki bir destektir. Bu bireysel dostluk, kendini güçlü hissetmek, çevresindekilerin onayını almak için tecrübelerin daha ötesinde bazen genç gruplara başka kaçışlar bulur çünkü tek başına yürümek çok zordur. Psikolojiye göre gençlerin ilgileri çok fazla ve çeşitlidir. Sık sık hepsi ile ilgilenlir; bugün birşeye başlanılır ve yarın bırakılır; bir çok kere başlanılır ve hiçbiri pratik olarak tamamlanmaz. Önemli olan hareket halinde olmaktır ama aslında hiçbir şeyle ilgilenilmez, tamamen bir aldırmazlık vardır çünkü hem ailesi hem de onu çevreleyenler tarafından aşırı uyarılara cevap vermesi gerekir. Bu uyarılar ona yapması ve yapmaması gereken şeyler hakkında sürekli öğüt ve tavsiyelerde bulunur. Bu bir savunma kaynağıdır. Genel olarak, sorun sadece genç olması, acı duymasıdır. Anlaması zordur ama bu bir gerçektir. Filozoflar olarak, herhalde en korkunç ve hepsinden daha kötü olarak düşündüğümüz eğitimin kötü bir noktaya getirilmesinden başlamamız gerekir. Gençlere yönelik olmayan,bir eğitim, tamamen klişeleşmiş ve sadece dersleri göz önüne alan ama onları öğrenecek ve uygulayacak insan oğluna yönelik olmayan bir eğitim. Sonuç hiç bir hazırlık olmadan gençler acımasız ve rekabetçi bir ortama itilmektedirler. Bu durumda kendilerini yetersiz ve ailelerine bağımlı hissederler. Bu şekilde er ya da geç açılacakları dünyada güçlerini denemeleri engellenir. Ya aşırılıktan ya da zaaftan genç, kusurlu bir eğitimin sonucunda dünyada kendini gösteremez. Genel hatlarıyla, yetişkinlerin, gençlerin artık bir çocuk olmadığını açıklayarak tipik bir hata işleyebilirler ki. bu hiç kimse oldukları anlamına gelir.. Günümüzde marjinallerden çok konuşulur ama istemeden biz kendimiz onları bu hale dönüştürürüz ve artık kim olduklarını bilemezler. Psikolojik marjinallik ile pratik suç arasında bazen bir adımdan başka bir şey yoktur. Bu aşağı yukarı büyük olabilen bir engeli yıkmaktadır. Başlangıçta ebeveyenlerin ahlaki otoritesi sorun olur ama otoritenin herhangi bir şeklinin sorgulanması ile sona erer. Bu durumda sosyal yaşam pratikte imkansız hale gelir ve genç hiçbir şeyi tanımaz ve kesinlikle hiçbir şeye de saygı duymaz. Bu yetmezmiş gibi, gencin bu durumu. onlardaki heyecanın verdiği kolaylıktan yararlanılarak zalimce istismar edilir. Nefret etme, sevme, büyük maceralara duyulan bu eğilim kesinlikle kötü bir propaganda ile istismar edilir çünkü giyimlerden, hayatın anarşik şekillerine, uyuşturucudan, ateizme kadar kişisel sorumsuzluk taktiğinden kurulu herhangi bir düzenin reddine kadar modalar şeklinde kendini gösterir. Sağlıklı bir gençlik istismar edilemez. Bunun için, asla ulaşılamayan binbir cennet; söz vermek gerekir. Eğer o cennetlere ulaşılabilirse, bu sıkıntılı bir şekilde olur ve böylece şu veya bu sıkıntılı propaganda tohumlarının ekilmesi için uygun toprak olmaya ve kendi hayatları ile ne yapacağını bilmeyen gençleri yaratmaya devam edilir. Bu sıkıntıya bir başka sorun eklenir: gençliğin yavaş yavaş gittiği hissedilir ve genç mutlak olarak hiç bir şey yapmadığını farketmeye başlar. Bu durumlarda vurdumduymaz olması mantıklıdır ve tabii ki, çok pasif ve verimsiz, saldırgan ve şiddetli biçimde protesto etmesi mantıklıdır ve kendi hayatının gönüllü sonucu olan verimsiz arayışındaki "çözüm"den bahseden istatistikler de vardır. Önceden gençlik konusundaki çalışmalarda, en fazla hangi konularla il-gilenildiği hakkında anketler yapıldığı zamanlarda ilk sıralarda estetik, ahlaki değerler, metafizik ihtiyaçlar ve dinsel endişeler yer alırdı. Şimdi ise. anketlerin ilk sıralannda kişisel rahatlığı, para. aşk ve sonra bir takım soyut konular daha yer almaktadır. Ama ilk öne çıkan sakinlik, rahatlık ve güvendir. Gençliğin büyük hayallerinin gerçekten ölüp ölmediğini sormak gerekir. Öl Büyük hayallerinin olduğunu düşünmeye eğilimliyiz ama onları bulabilmeyi bilmek gerekir. Bu hayaller yavaş yavaş sıkıntıyı yok edeceklerdir ama bunun için hayalleri gerçeğe dönüştürmek gerekir. Fizik olan güzelliği beğenmeyen hiç bir genç yoktur. Bunu redettiği zamanda hoş. güzel olanı ve estetiği beğenmediği için değii. bunu protesto olarak yapar. Başka bir ifade şekli sahip olmadığı şeyleri geri çevirmektir. Tüm gençler sağlıklı olmaktan ve kendilerini güçlü hissetmekten hoşlanırlar ama buna rağmen sağlıkları bozulur, kendi vücutlarına zarar verirler, hayallerine ulaşmak için kendilerini mahvederler çünkü hayallerine ulaşmak için sonunda yapacak bir şey olmadığını düşünmektedirler. Gençler bunlan inkar etseler de temelde soylu, saf duygulara sahiptirlerdir. Hiç kimse bugün varolan yarın yok olan değişken duygulardan, bizi sürekli hu' zursuz. sıkıntılı ve üzüntülü kılan şeylerden hoşlanmaz. Her genç ebediyeti hayal eder. İtiraf etmek istemese bile, aşk kavramına ayrıcalıklı bir yer verir. Her genç kabul etmese de muhteşem, parlak, temiz ve saf şeyleri hayal eder. Düzensizlik ve kargaşa vardır ama bunlar endişe şekilleridir. Entellektüel alanda, bilgeliği aramayan hiçbir genç yoktur. Me-raklılığı, araştırma arzusu, her seferinde daha fazla şey bilme isteği, gençliğe özgü bir şeydir. Bu, dünyanın tüm sırlarına girmek için durdurulamaz bir istek gibidir. Genç bilmek ister ama bu güçtür çünkü bazen örtüleri kaldırmaya, cahilliği silmeye ve karanlığın ortasında meşaleler yakmaya başlaması gerekir. Bazen bilim sadece yoketmez, inşa da eder, araştırmanın bizi doğanın en iç yasalarına yakınlaştırdığını, tüm saatlerimizi doldurmak için bilim kurgunun yetmediğini tersine kurgulara düşmemek için gerçek yasaların varolduğunu ve onları tanıyabileceğimizi keşfetmek gerekir. Bazen asıl mesajlarla diğer sahtekarlıkların sırf moda olduğu için kabulünden uzaklaşmak ve sahte kavramları yoketmek gereklidir, sanatta varolan tüm güzelliği keşfetmek gereklidir. Bazen gence ateist olmadığını göstermek gereklidir. Tersine geleceğine inanmaktan soylu ve iyi bir şey yoktur ve Tanrı imajı ye fikri lekelenmiştir. İnanç basamağıyla Tanrıya varıncaya değin ilerleyerek, bazen kendine olan inancını kazanmakla başlaması gerektiği gence öğretilmelidir. Dünyayı değiştirmeyi kim istemedi ki? Ama bu devrimin kendisinden başlaması gerektiği fikrini düşünmesi iyidir. Bizi ileriye doğru götürecek sürekli bir güç olan sağlıklı bir hırsı ama yıkıcı olmayan, diğerlerine karşı saygıya dikkat eden bir hırs, kendi sorumluluğunu ve çalışmaya kendisinde uygulayarak bu devrim gerçekleşmelidir. Mutluluğu hayal etmeyen hiçbir genç yoktur. Mutluluk vardır. Sadece maddesel mutluluk ve içgüdüsel mutluluk değil, tam olarak nerede bulacağımızı bilmeksizin sürekli hayal ettiğimiz birşeydir. Stoacılar mutlak mutluluğun bu yeryüzünde bulunmadığını ama yine de kararlılık, seçicilik ve sabırla bize uygun gelen ve gelmeyen arasındaki farkı bilerek aramayı öğrenirsek, mutluluğu günden güne bulabileceğimiz söylüyorlardı. Özgürlüğü de hayal etmeyen hiçbir genç yoktur. Özgürlük genç için herhangi birşey yapmak değil, aksine ne yapmak istediğini ve yaptığıyla nereye varmak istediğini bilmektir. Engelleri olmayan bu iç özgürlüğü düşünmeyen genç yoktur. Bu özgürlükte ölüm bile mevcut değildir. yetişkin yüzleriyle sadece çocukları görmeye mi mahkumuz? Çocuklarımızda bazen yaşına göre oldukça derin bakışlar ya da hayatın ilk anlarından beri sitemli bir ciddiyeti gördüğümüzde bize bazen korku vermiyor mu?
Hala gençlik sıkıntısını aşamamış ve niyetme giyimli yetişkinler de vardır,yasadığı bu sürekli ikilikten çıkması gereklidir. Özellikle gene kendi hayvani içgüdü işlevlerine ve daha yüce hayallerine cevap vermek durumundadır. Bir yandan büyük kitaplardaki kahramanca
olayları gerçekleştirme kapasitesindedir ve diğer yandan yerde sürüklenen bir hayvan da olabilir. Bu mücadeleyi bitirmek gerekir ama bir mücadeleyi bitirmek için, mücadele etmekten başka çare yoktur. Eski Doğu'nun eski ve kutsal bir metni Bhagavat Gita'da Arcuna adında mücadele halinde olan ideal bir insan vardır. Savaş başlayacaktır ve bu anda karar vermek zorundadır, umutsuzca acı çeker. Beşbin sene önceki Arcuna'nın endişesiyle psikolojinin bugün bize tanıttığı endişe arasında hiçbir fark yoktur: aynı umutsuzluktur. Arcuna bir yandan kendi hayvani ve içgüdüsel dünyasına sahiptir ve öte, yandan en iyi ve en büyük yüce amaçlara da sahiptir. Karar vermek, seçmek zorundadır, istikrarsızlığı, orta durumu aşmak, kesin deneyi geçmek zorundadır. Eski uygarlıklarda gençleri topluma yetişkin olarak kabul edilmeden önce denemelere tabi tutulurlardı. Bu deneyler herhangi bir iş ya da anlamsız birtakım büyülü ayinleri yapmak değildi. Aksine gençler çok özel bir şekilde denenirlerdi. Bu deney; "Cesur ol", "karar ver" deneyiydi. Savaş, onun seçiciliğini ortaya koyan bir andı. "Cesur ol, galip çıkacağın kesindir". Doğru karar vermek, seçmek ve savaşmak zamanıydı. Gençlik sıkıntısının nedeni ve kökeni olarak işaret edilen aynı hatalarda, aradığımız cevaplar vardır. Sadece hataları dönüştürerek çözümlemek gerekir. Ruhsal, entellektüel, duygusal, fiziksel ve biyolojik her tip sorundan gerçekçi, pratik ve somut olanlara kadar. Gençlik sıkıntısının daha ötesinde.çok önemli bir şeyi hatırlamak gereklidir.Gençlikte büyük güçler yatmaktadır ve genç olmak için sadece genç bir bedene sahip olmak yetmez, aksine Ruhta olan bir ebedi Gençlik vardır. Bu gençlik hala hayal etme olanağı olduğundan ve bu hayalleri uygulayabilme imkanı olduğundan her zaman kendini gösterme yeteneğine sahiptir. Hayalleri sürdürebilmek için güç ile ve hayallerle eski, şimdiki ve her zamanki insanların umut adını verdiği eski ve tanınmış bir Meşale ile yürümeyi öğrendiğimiz zaman bunalımsız ve ebedi olarak genç olduğumuzu da hatırlatmak gerekir.
Delia Steinberg Guzman
|
GÜNCEL HABER TAHTASI |
1482 Sokak No:5 Alsancak - İZMİR
Tel: 0 232 464 57 39 (18:00 - 23:00)
Faks: 0 232 464 57 40
E-mail: alsancak@yeniyuksektepe.org.tr
© 2008 Tüm hakları Yeni Yüksektepe Kültür Derneğine aittir.
Son Güncelleme Tarihi : 07.10.2008 (Bugün)