|
YENİ YÜKSEKTEPE KÜLTÜR DERNEĞİ WEB SİTESİ Sayfa Yükleniyor..Lütfen Bekleyiniz.. ![]() |
|
İyi İnsanlara Duyulan İhtiyaç Hakkında Varlığın kendisindeki doğuştan gelen karakter saflığından kaynaklanan bir ahlak anlayışına duyulan bu ihtiyaçtan Platon’un eserlerinin tümünün yanı sıra yirmi yüzyıldan daha uzun bir süre sonra da Kant ve izleyenlerinin eserlerinde de bahsedilmiştir. Bu ihtiyacı araştırmayan filozof ve doğruluğunu sorgulamayan düşünür olmamasına rağmen Klasik Dünya'nın yıkılışıyla birlikte kendiliğinden açık olan bu gerçeklik sırf basit ekonomik nedenler olmayan teolojik, politik ve sosyal nedenlerin egemenliği altına girmiştir. Fiziksel alanda mekaniğin gelişmesi metafiziksel alanda da bireyin yavaş yavaş "yöntemin kültü " adını verebileceğimiz bu batağa saplanmasına yol açan benzer bir süreçle birleşmiştir. Böylece insanın doğuştan gelen iyiliği onun dini, ailevi, coğrafî, ırksal vs. kökenlerine yani önyargı ve yüzeyselliklerin sayfalar dolusu ayrıntılı bir envanterini oluşturan bir dizi öğeye bağlanmıştır. Pratik bir imge, balçık tuğlaları belli bir şekilde ve belli bir düzene göre sıraladığımızda taş kadar sağlam ve dayanıklı bir duvar elde edebilmektir. Bu da bütünün, bir arada olmanın "büyüsünün" bireysel ve özel olanın doğasına dönüşmesini sağlar.
Seri üretim ürünlerine onları doğuran sisteme, kaynaklarına göre değer biçilir. Sonuç olarak varolabilmek için iyilerin, kötülere ihtiyacı vardır Bu ortak payda Hıristiyanlar'dan, Yahudiler’den. Müslümanlar'dan. ateistlerden, beyazlardan, siyahlardan, zenginlerden, yoksullardan, bilgelerden ve cahillerden bahsetmeyi sağlar. Bu, tüm renklerin ırkçılığıdır. Toplu bir kurtulmaya ve öyle veya böyle bir kurtarılmada yer almayanların yine toplu olarak yıkımına karşı bu sürüleştirici beklenti, bu kurtarılmadan faydalanamayanların tüm umutlarını sistemlere, inançlara, ırklara ve kavramlara yüklemesini sağlar. Böylece birey önemini kaybeder ve bir bireyin Parti’ye kayıtlı bir militan ya da son moda bir tarikatın üyesi olmamasını kimse anlayamaz. Herşeye rağmen komünizm, faşizm, nazizm ve kapitalizmin ve onların politik, sosyal ve ekonomik kavramlarının başarısızlığı olgusu sokaktaki adamın yüreğine bu sistemlerin etkisizliği konusunda bir şüphe kurdu sokmuştur. Belli güç odaklarının "orkestrasyonu" haricinde neredeyse Dünya'daki tüm halklar demokrasi ve oy hakkını savunurlar ama iş sandığa gitmeye gelince yaklaşık %50’si gitmez. Oy vermenin zorunlu olduğu yerlerde ise ya boş oy atarlar ya da sistemin önceden belirlediği listeleri boykot ederler. İslam'ın belli bazı yönleri dışında dinler için de aynı şey geçerlidir. Demografik haritalarda İtalya Katolik bir ülke gibi görünürse de gerçekte kiliseler turist doludur. Manastırlar boştur ve dinle ilgisi olmayan toplantılara ayrılmıştır ve Papa'nın kendisi de milliyeti ve alışkanlıkları konusundaki fıkraların konusudur. "Kutsal" sözcüğünden geleneksel olarak ne anlaşıldığının tüm bunlarla pek ilgisi olmadığı açıktır. En kötü sistem bile iyi insanlar tarafından yönetildiğinde halka mutluluk, zenginlik, bolluk ve barış getirir. Bu sorunun çözümünün, sistemlerin gerçekte hiçbir önemi olmadığının, aslında onu "'oluşturan" insanların önemli olduğunun ve vazgeçilmez olan şeyin de bu insanların ahlaki kalitesi olduğunu anlamakta yattığı gün gibi ortadadır. Bir ülkede iktidarda sağ partilerin mi sol partilerin mi yönetiminin başkanlık sistemi mi monarşi mi olduğunun çok az önemi vardır. Asıl önemli olan bu ülkenin yönetiminden sorumlu kişilerin onurlu, adıl, iyi, cesur ve yetenekli kişiler olup olmadıklarıdır. En kötü sistem bile iyi insanlar tarafından yönetildiğinde halka mutluluk, zenginlik, bolluk ve barış getirir. En iyi sistem de yöneticileri ahlaksızsa yönetilenler için tam bir işkence olur.
İyi insanları teşvik edecek ve onlara gerekli kültürel araçları sağlayacak olursak onlar da her türlü yönetim biçimiyle bütünleşerek bunu verimli hale getirebilirler. Kötü birinin en kötü düşmanı kendisi, iyi bir kişinin en iyi dostu ise yine kendisidir. Irkçılığın, baskının, yasadışı yollardan zengin olmanın ve soykırımların sona ermesi için XX. yüzyıldan XXI. Yüzyıla geçmenin yeterli olmadığını farketmek gerekmektedir. Geçmişin sistemlerinin kirleten mekanizmalarının yerlerini iyi insanlara bırakabilmesi için içeriden ve ezoterik olarak değişmemiz gerekir. Kötü birinin en kötü düşmanı kendisi, iyi bir kişinin en iyi dostu ise yine kendisidir. Jorge Angel LIVRAGA
|
GÜNCEL HABER TAHTASI |
1482 Sokak No:5 Alsancak - İZMİR
Tel: 0 232 464 57 39 (18:00 - 23:00)
Faks: 0 232 464 57 40
E-mail: alsancak@yeniyuksektepe.org.tr
© 2008 Tüm hakları Yeni Yüksektepe Kültür Derneğine aittir.
Son Güncelleme Tarihi : 07.10.2008 (Bugün)