|
YENİ YÜKSEKTEPE KÜLTÜR DERNEĞİ WEB SİTESİ Sayfa Yükleniyor..Lütfen Bekleyiniz.. ![]() |
|
Eşitlik terimi birşeyin bir başkası ile nicelik bakımından uyumunu ve daha geniş anlamda da nitelik veya görünüş bakımından uyumunu gösteren Latince "aequalitas" sözcüğünden gelir. Bu açıklamadan hareketle eşitliğin bir şeyin bir başkası ile karşılaştırılmasıyla elde edilen ve o şeyin kendinde bulunmayan bir özellik olduğu sonucuna kolayca varabiliriz. Başka birşeyin veya varlığın yardımı olmadan eşit ne bir varlık ne de birşey olabilir ve öyle bir şeye sahip olunamaz. Bu doğal bir nitelik değil koşullardan kaynaklanan bir niteliktir. Edinilmiş tüm özellikler gibi eşitlik de görecelidir. Birşey veya bir nesne uzayda kendi kendine ne küçük, ne eşit, ne de büyüktür çünkü eşitlik Varlığa eklenebilen ama kendi kendine varolmayan göreli bir niteliktir. Aritmetikte 2'nin 2'ye eşit olduğu söylenir ve bu da soyutlama olarak doğrudur ama şeylerin bir kerede birden fazla nitelikleri olabilen görünen dünyada, şimdi ve burada, örneğin, iki elma iki kol saatine eşit değildir ve iki elmanın da kendi aralarında büyüklük, ağırlık, renk, vs. olarak eşit olduklarından emin olamayız. Gerçekte, yaşadığımız bu dünyada birbirinin aynısı olan iki şey yoktur. En fazla, benzer olabilirler. Bazı ortak özelliklerinin yanısıra birbirlerinden ayırt edilmelerini sağlayan farkları da vardır. Ayrıca eşitlik ve eşitsizliklerin toplamı, eşitsizlikler değişken olduğundan tamamen eşit olmayan, farklı bir sonuç verir. Günlük yaşam deneyimlerimizden reddedilemeyecek bir şekilde ağacın iki yaprağının birbirinin tıpatıp aynı olmadığını hiçbir iki insan yüzünün tamamen aynı olmadığını ve birbirinin tıpatıp aynısı olan hiçbir şey olmadığını öğreniriz. EŞİTLİK Mİ ? ÖZGÜRLÜK MÜ ? Uzaktan, kadın ve erkeklerden oluşan bir kalabalığa baktığımızda hepsi birbirinin aynı gibi görünür ama sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik olan sonsuz farklılıklarla insanlaşmaları için onlara yaklaşmak yeterlidir. Onları gözümüzde sürüleştirerek hepsinin aynı olduğunu düşünmemize neden olan şey uzaklık ve ayrıntıların birbirine girmesidir. Onlarla bağlantımız yakınlaştıkça aynı Sınıfa, insan Krallığına ya da materyalistlerin dediği gibi insan denen "türe'" ait olmaya indirgenemeyecek pek çok nüansı farkederiz. Herkesin kabul ettiği tüm insanların eşit olduğuna dair varsayımsal görüş, materyalist doktrinlerin sofizminin, sağduyusunu kullanan bir çocuğun bile alaşağı edebileceği bir tuzağıdır. Çocuğun kendisine babasının, kızkardeşınin, annesinin kendi aralarında eşit mi olduklarını yoksa kendilerine mi eşit olduklarını sorması yeterlidir Bunun yanıtı doğal olarak anında olumsuz olacak ve onun bu sonuca neden vardığını sorarak üzerine gidersek de bize tamamen anatomik ayrıntılardan hepimizi harikulade bir şekilde farklı kılan çok daha ince ayrıntılara varıncaya dek onları tanımamızı ve sevmemizi sağlayan binlerce ayrıntıdan bahsedecektir. Eşitlik öylesine doğal değildir ki bunu örneklemek için ımzel birşey tasavvur etmek gerekir: bir kelebek, bir çiçek, bir kadın, bir erkek, bir tablo veya bir heykel. Hepsi de tekillikleri ile güzeldir ama birden bire hepsi birbirinin tamamen ve düzeltilemez şekilde aynı olan milyonlarca, milyarlarca kelebek, çiçek, kadın, erkek, tablo veya heykel etrafımızı sarsa hepsinden psikolojik olarak tedirgin olur iğrenir ve çıldırırız. Çevremizdekilerin derinliği ve anlamı azalır, bu şeytansı çoğulluk ortamında kendimizi yalnız hissederiz çünkü çok biçimli olmayan çoğulluğun etkisiyle nicelik sürüleşme halini alır ve en derin Varlığımıza karşı koymaktan başka birşey yapamaz. Şeylerin eşit olamıyorsalar da eşdeğer olduklarını iddia etmeye kalkabilirler ama bu da diğer iddia gibi tamamen yanlıştır çünkü felsefi olarak farklı iki şeyin eşit özellikler toplamına sahip olmaları imkânsızdır. Sadece gözlem, bizim bu saçmalığı reddetmemiz sonucunu doğurur çünkü herşey veya birey, bir başkası ile özdeşleştirilemez ve başkası ile aynı özelliklere sahip olamaz. Sadece materyalizm her şeye bir fiyat biçerek kandırır. Farklı şeylere eşit değerler yükler ve böylece '"kabaca" herhangi bir yaşlı kadının annesine, herhangi bir kadının kızkardeşıne ve herhangi bir köpeğin yavrusuna eşit olduğunu söyler. Duyarlılık yoksunu olup fiziksel, psişik ve tinsel '"zevki" olmayana herşey eşit görünür. Bu kişinin, nesneleri birbirinden ayırt edemeyen ve yalnız kaldığında bir tahta parçasını güzel bir yıyecek gibi ağzına götüren körden farkı yoktur. Eşitliğin keşfiyle, basamakları sayesinde tırmanmamızı ve aynı zamanda da inme özgürlüğüne sahip olmamızı sağlayan değerler merdivenini kaybederiz.
KENDİNDEN BAŞKASINA EŞİT OLAMAZSIN Sosyal düzeyde, bu açık gerçeklerin anlaşılması, bireyin günahlarıyla ve sevaplarıyla, özellikleriyle hayatta kalmasını, kimin iyi kimin kötü olduğunu söyleyen yargıcın asasından fazla sağlar. Suyun susayana iyi boğulana da kotu gelmesi örneği her şey için geçerlidir. Değerler çevreden kaynaklanır ve bunun yanı sıra kendi içlerinde sadece kendine has özellikler taşırlar. Fransız Devriminin Kralı öldüremeyip bunu Capet'nın kimliğinde yapması, Rus Devriminin Çar'ın ailesini öldürmekte kendini riske atamayacağından çocuk, yaşlı demeden tüm Romanov'ları öldürmesi gibi KENDİMİZE AİT OLAN ÖZELLİKLERİ KORUYALIM
Jorge Angel LIVRAGA
"Eşitlik öylesine doğal değildir ki bunu örneklemek için güzel birşey tasavvur etmek gerekir: bir kelebek, bir çiçek, bir kadın, bir erkek, bir tablo veya bir heykel. Hepsi de tekillikleri ile güzeldir...ama birden bire hepsi birbirinin tamamen ve düzeltilemez şekilde aynı olan milyonlarca, milyarlarca kelebek, çiçek, kadın, erkek, tablo veya heykel etrafımızı sarsa hepsinden psikolojik olarak tedirgin olur, iğrenir ve çıldırırız. "
|
GÜNCEL HABER TAHTASI |
1482 Sokak No:5 Alsancak - İZMİR
Tel: 0 232 464 57 39 (18:00 - 23:00)
Faks: 0 232 464 57 40
E-mail: alsancak@yeniyuksektepe.org.tr
© 2008 Tüm hakları Yeni Yüksektepe Kültür Derneğine aittir.
Son Güncelleme Tarihi : 07.10.2008 (Bugün)