|
KONFÜÇYÜS
Bu kitapçık Yeni Yüksektepe Kültür Derneği İzmir Şubesi araştırma grubu tarafından 2003 yılında hazırlanmıştır. Konfüçyüs, dünya ahlak, siyaset,sanat,din ve müzik tarihini etkilemiş büyük bir filozoftur. Günümüzde onun öğretilerinden kalan bir çok uygulama bozulmuş veya bozulmamış olarak 2500 yıl geçmiş olmasına rağmen devam etmektedir. Konfüçyüs bize zamansız konulardan bahsetti bu nedenle ölümsüzleşti. İnsanın kendini tanıması ve gerçeği araması zamansız bir konudur. Filozoflar ise bilgeliğe ve gerçeğe aşık olan insanlardır. Bu kitapçıkla bir bilgelik aşığının hayatına ve felsefesine değindik. Okuyanlara faydalı olmasını dileriz.
Konfüçyüs'ün Yaşamı - Çin'in durumu
Konfüçyüs etik öğretileri bulunan bir felsefe öğretmiştir. Daha sonra insanlar Konfüçyanizme bir din olarak bağlanmışlardır. Çin'in bu korkusuz, kahinsiz ve rahipsiz dini, Çin medeniyetine epey hayat vermiştir. Ancak bugün Konfüçyüs mezhebi adı altında yapılan bir çok ibadet biçimi ile Konfüçyüs öğretisi çok farklılaşmıştır; aynı Buddha ve öğretisi gibi. Konfüçyüs kendisinin bir şey kurucu değil koruyucu olduğunu söyler. Eski zamandan gelen kutlu alışkanlık ve düşünceleri korumaya çalışan kişidir. Der ki " Ben yapıcı değil , fakat naklediciyim. Eskilere inanıyor ve onları seviyorum"
Çince asıl Adı Kung-Fu-Tze dir. Üstat Kung demektir.M.Ö. 551 de doğmuştur.
Tarihte Konfüçyüs dininden bahsedenler ve hatta ona inananlar bile, onun bir din değil inanç ,ahlak ve felsefe öğretisi olduğunda birleşirler.
Öğretileri o kadar insancıldır ki onu dünyanın ilk hümanisti diye tanımlayanlar bile vardır. Çünkü o insanın kendini değiştirmesinin bir çaba,bilgi ve bilinçle olacağını,kendisi değişince de toplumun ve dünyanın da değişeceğini söylemiştir. Ayrıca "Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi, başkasına da yapmayın" der.
Babası yaşlı bir askerdi. 70 yaşlarındaydı ve artık yaşamının son dönemlerindeydi. 9 kız çocuğu vardı ve ölmeden önce bir erkek çocuğu olsun istiyordu.
Konfüçyüs ismi 6. yy. da Çine giden ve Konfüçyüs’ün Roma Katolik Kilisesinin azizleri arasına kaydolunmasını isteyerek papaya müracaat eden Cizvitler tarafından verilmiştir. Kung-Fu-Tze ileriki yaşlarda aldığı isimdir. İlk ismi Kin yani küçük tepe idi. İkinci ismi Çung-Ni , ikinci Ni dağı idi.
Lanularının (takipçi) daha sonra anlattığına göre " Konfüçyüs’ün annesi, oğlu doğmadan önce ona bir ruh göründüğünü ve “ senin oğlun başka bütün insanlardan üstün kafalı olacak" demiş. Daha sonra bir ejderha görünmüş ve “senin oğlun tahtsız bir sultan olacak demiş." Rivayete göre doğumu "içi boş dut ağacı" adında bir mağarada olmuştur. Sonbahar 551de.
Konfüçyüs doğduğu sırada Çin’in siyasi ve ahlaki durumu kötüydü. Hanedanlar ve derebeylikler savaşıp duruyordu, vergiler de halk için savaştan farksızdı. Bu durum Konfüçyüs yaşarken de devam etmiştir. Halkın neler çektiğine dair Konfüçyüs'ün başından geçen ilginç bir hikaye vardır;
Talebesiyle birlikte Tay dağına yakın bir yol üzerinde ,ağır ağır seyahat ediyordu. Birdenbire üstat , yolun ötesinden bir kadın feryadını işitmiş ve bu ıssız yerde neden ağladığını sormuş. Kadın cevap vermiş.
"Kocamın babası şuracıkta bir kaplan tarafından parçalanmıştı. Kocam da aynı akıbete uğradı. Daha demin oğlumda aynı şekilde öldü."
Üstat sordu;
"O halde sen,ne diye bu korkunç yerde duruyorsun?"
Kadın Cevap verdi;
"Çünkü burada zalim bir hükümdar yok"
Konfüçyüs talebesine dönerek şöyle dedi;
"Dikkat edin çocuklar! Zalim bir irade,bir kaplandan daha yırtıcıdır."
Konfüçyüs çocukluğundan itibaren bilgiye ve gerçeğe büyük değer vermiştir. 15 yaşında hocasının bütün bilgilerine sahiptir. Buna rağmen sadece bilgiyle uğraşan biri değil tam tersi hünerli bir avcı,bir araba sürücüsü ve mükemmel bir müzisyendir de.
Hem okuyup hem çalışıyordu. Çünkü babası o küçük yaştayken ölmüştü ve ailesine o bakmalıydı.
On yedi yaşında içinde yaşadığı Lu ülkesinin hükümet dairesinde bir memuriyet almıştır. Mesleğindeki dürüstlük ve şeref halkın onu sevmesini sağlamıştır. Mesleği gereği karşılaştığı kavga ve tartışmaları taraflara verdiği öğüt ve gerçeklerle çözüyordu. Bu sırada fark etti ki insanlara gerçeği göstermek için basit kurallar ve sözler gerekiyordu. Çünkü diğerini herkes anlamazdı.
19 yaşında evlendi 20 yaşında bir oğlu oldu. 24 yaşında annesi öldü ve 28 yaşında gezgin hocalığa başladı. Eskilerin derin felsefi düşüncelerini halk diline çevirmek ve yeni öğrenciler bulmak için yola çıkmıştır. Halk diliyle konuşuyordu ve onlara istediği her şeyi anlatabiliyordu. Bu nedenle öğretisi günümüze dek gelmiştir.
Ders verme tarzı şöyledir: Öğrencileriyle sürekli seyahat eder. Yolculuk sırasında gördükleri olaylar üzerine öğrencilerine dersler verir ve gittiği yerde yeni öğrenciler de ona katılır. Aristo'ya benzer bir yöntem. Yani Felsefenin Laboratuarı yaşamdır. Konfüçyüs bir manastırda kapanıp dersler vermeyi değil ama o dersleri yaşamla bağdaştırmayı ve yaşamayı tercih ediyor.
Seyyar Üniversitesinin ders programı geniştir; Musiki,şiir,tarih,edebiyat,medeni hayat, ahlak ve bilim.
Bedeni kuvvet gösterileri,savaşlar ve tabiat üstü şeyler hakkında konuşulmasına izin vermiyordu. Herkesin kendi ibadetini yapmasını hoş karşılıyordu.
Öğrencilerine sürekli ısrar ettiği şey Çalışkanlık ve fazilet severlikti.
Konfüçyüs 51 yaşında Lu eyaletine hakimliğe tayin olmuştur. İşini o kadar iyi yaptı ki sonrasında adalet bakanlığına dek yükseldi. Onun iktidarda olduğu dönemde halk düzene girmiş, memurların ilk amacı işlerini düzgün yapmak olmuştu.
Konfüçyüs'ün " hükümdarlık nedir " sorusuna verdiği iki yanıt şöyledir;
"Hükümdarın hükümdar,nazırın nazır,babanın baba,evladın evlat olmasıdır. Aksi takdirde ortada buğday olduğu halde ekmek yiyemeyiz"
"Yorulmaz bir ruh ile çalışmak ve yapılan işe gerçekten bağlanmak."
Çi devleti Lu devletini kıskanmıştı. Onu yıkmak için bir plan hazırladı. Amaçları Konfüçyüs’le prensin arasını açmak ve böylece düzeni bozmaktı. Güzel ve bir çok sanat bilen 80 kız seçilmiş ve prense hediye olarak gönderilmiştir. Prens de işlerden önce zevke önem vermeye başlamıştı, bu onun zaafıydı. Bunun üzere Konfüçyüs oradan ayrıldı. İşbirliği yapabileceği faziletli bir hükümdar aradı durdu.
Kitapları: 5 King ve 4 Şu
5 King
Şu King :Tarih Kanunu
Şi King :Şiir Kanunu
İ King :Değişiklikler Kanunu
Çun cin King :Haklar Kitabı
Li Ki King :Bahar ve Sonbahar Kitabı
Şu’larda iktisadi ,Ahlaki ve Siyasi konularla ilgili konuşmalar geçer. Bu dört Kitap:
Ta Hsio : Büyük İrfan
Çung Yung : Mütevazilerin akidesi
Lun Yu : Vecizeler
Meng-Tsze : Yahut Mencius
Büyük İrfan faziletten bahseder. Bu dokuz Kitap Çinde büyük etkide bulunmuştur.
Konfüçyüs, zamanında bulunan tüm felsefi ve edebi kitapları okumuş, ölümsüzlüğü hakkedenleri halkın anlayabileceği dile çevirerek ebedileştirmiştir. Bilgiyi yaymış ve köprü işlevini görmüştür.
İyi bir devletin en önemli vazifesi kültür seviyesini yükseltmektir. Şiirden törenlere, müzikten spora insanların bilgilenmesini ve etkinleşmesini sağlamaktır.
Ona göre Şiir yapacağı şeye heyecanını verir. Doğuluların değimiyle astral bedenini harekete geçirir. Aynı gerçek ve yalın sözleri duyduğumuzu düşünelim. Sözler aynı. kelimeler aynı. Ancak biri şiirsel bir şekilde, vurguyla, duyguyla anlatılıyor. Diğeri ise düz yazı şeklinde okunuyor. Hangisi bizi ateşler?
Uzun süre yaşamış, yaşamını kendi için değil insanlık için sürdürmüştür. Onun en önemli lanusu 100 yıl sonra yaşayan Mencius 'tu.
Konfüçyüs'ün Felsefesi
Konfüçyüs bireyleri bilinçlendirerek , kültürü ilerleterek toplumsal bilinç ve refahı yaratabileceğini düşünüyordu. Yani Tabandan, tavana doğru doğal olan bir gelişme. İnsanlığın bir ideali olmalıydı . Adalet ve düzen bireylerin ve hükümdarın çıkarlarından üstün olmalıdır.
İnsanların, Tarih, siyaset bilimi, sosyoloji, edebiyat , müzik, görgü kuralları ve felsefe gibi çeşitli konuları incelemesi gerektiğini düşünüyordu. Böylece bilinçli olarak sorumluluk üstlenmeye hazır olacaklardı.
Konfüçyüs insanları sevmekten ve insanca bir yaklaşımdan söz eder. Saygıya ve her bireyin insancalığa kendi kişisel deneyimiyle ulaşacağını söyler.
Konfüçyüs başkaları için düşünemeyeceğini herkesin araştırıp, düşünmesi ve böyle sonuçlara varmasını söyler.
İnsan olmanın anlamı nedir? Evde saygılı,işte ciddi, ilişkilerde sadakatli... Yani erdemli bir insan olmak. Erdemin nasıl gerçekleşeceği içinde bulunduğu kültüre aittir, ama erdemin kendisi tüm zamanlara, tüm coğrafyalara aittir.İnsanı evrenselleşmeye götüren 5 özelliği sayar: Saygı, yüce gönüllülük,doğruculuk,keskinlik (duyarlık) ve eli açıklık."İnsanca olanlara gelince, kendilerini oluşturmaya çalışırken ,başkalarını da oluştururlar. Başarıya ulaşmaya çalışırken , başkalarını da başarıya ulaştırırlar. Yakınlarından ders çıkartabilirler. Bunlara insancalığın yöntemleri denebilir." Konfüçyüs mucizeden çok çabaya inanırdı. İstemek ve inanmak yetmez bunun yanında çalışmak ve hizmet etmek gerekir. İnsanlığın normalleşebilmesi için bir yüzyıllık iyi yönetim gerekir.
Adalet konusundaki görüşü " Büyük kafalı kişiler adalet ve görevle,küçük kafalılar ise kar ve yararla çalışırlar". Adalet iddiası ,ancak kar amacı ile çalışan hükümdarlar toplumsal düzen ve ahlakı bozar. Hükümdar için ülkenin benliği kendi benliğinin ötesinde ise hükümdarın benliği ülkenin benliği için çalışır. Aksi takdirde bir kuş sürüsü düşünelim. Başta lider bir kuş var. Mevsimler dolayısıyla bir yerden bir yere göç etmeleri ve sıcak iklime ulaşmaları gerekiyor. Ancak Lider olan kuş kendi istediği yere bir kuş sürüsünü sürüklüyorsa artık orada bozuk bir kuş sürüsü vardır. Çünkü lider sadece kendi zevk ve sefalarının tutsağıdır.
Kalıtsal yetkiye karşıydı,adalete bağlılıktan yanaydı. Kendi çıkarı için yaşamadığına dair en büyük örnek onun yaşamıdır. O kolaylıkla bir hükümdarın boyunduruğunda yaşama şansı varken adalete bağlılığı için zorluklar içinde çalıştı. Bir yerden bir yere gitti ve kültürel canlanmayı sağladı.
Törenlere-ancak ruhu olan törenler- önem veriyordur. Çünkü törenler bir şeyin sembolik olarak ruhunun canlandırılmasıdır. Salt fiziksel bir eylem olarak tören kendisi olan ancak kokusu ve özü olmayan bir çiçek gibidir. " Eğer insanlar bir ülkeyi ayin ve saygı ile yönetemiyorlarsa ayinler ne işe yarar? Eğer insanlar insanca değilse ayinin ne önemi vardır."
Bilgi gelişimin en üst aşamasında bir iç görüye bilgeliğe dönüşür.
Konfüçyüs’e göre şeyleri birbirine bağlayan tutkal doğruluk,insanlık,adalet,nezaket, bilgelik temel erdemlerinin bütününde idealleri sadakatti. Bu insanları birleştirir ve güveni geliştirirdi.
Konfüçyüs'ün Öğretilerinin Tarihsel Zemini
Kendisini bir yazar olarak değil kadim bilgeliğinin mirasçısı ve aktarıcısı olarak görür. Kendisinin canlandırmaya çalıştığı kültür erdem yoluyla hükmetmenin efsaneleşmiş temsilcileri, İ.Ö 24. yüzyılın görkemli önderleri Yao ,shun ve Yü dür.
Şiddet ya da kalıtsal ayrıcalıklar olmaksızın tahta geçmek son kez bu liderlerin döneminde olmuştur.Yaşadığı şehir olan Lu'da Arkaik yazı sistemlerine ve kadim yazına ilişkin bilgiler korunmuştu.
Lu'da Adalet bakanlığı yaptı. Sonra bu görevden ayrılıp 14 yıl boyunca en az 9 devlette hocalık yaptı. İÖ 479 da 73 yaşında öldü.
Büyük Bilgi ve Müzik Hakkındaki Notlar'ın Durumu ve Önemi
Devleti idare eden kişiler ahlakça kusursuz insanlar olmalıdır. Talebeler Konfüçyüs iktibaslarını ezbere bilirlerdi. Metin Li-Chi (Merasimler Kitabı) de bulunmaktadır. Bu M.Ö birinci yüzyılda Konfüçyanist bilginlerce eski parçalardan meydana getirilmiştir. Büyük Bilgi Gentry tabakasınca ezberlenir ve devletin yönetiminde kullanılırdı.
Konfüçyüs asilzadelerin ,doğumu itibariyle değil ama daha yüksek vasıflara sahip olanların ülkeye hükmetmesi gerektiğini öğretti.
Düşünülen ideal bir devlet vardı ve bunun için gereken bir ahlaki yetiştirme vardı. Bunun da ancak felsefi prensiplerle elde edileceği düşünüyordu. Bunun için iki yol vardı. Hareketleri düzenleyecek olan "Merasimler" medenileşmiş, inceleşmiş bir harekettir. Düşüncelerin gelişmesine de “müzik” yarıyordu. Konfüçyüs Sanat sanat içindir'i kabul etmedi. Sanatın insan şahsiyetine ve bir çok şeyi tanımak için kültürel bir gelişme olması gerektiğini söylerdi. Mesajsız sanat, mektupsuz zarf gibidir. Ne kadar güzel de olsa sanat değildir.
Konfüçyüs istediği ruhi duruma uygun olduğu için " klasik müziği" tavsiye etti. İnsanda ani istekler uyandıran müzikleri yasak etti.
Eğer memlekette ahenk yoksa o zaman kozmik ahenk de bozulmuş olacaktır. Müziğe ve diğer dallara da bu bozulma yansıyacaktır. Müzik ve Kozmik konularındaki bağları reddedebiliriz, fakat bunların yerine henüz daha iyi bir açıklama yoktur.
Felsefesi ahlak ve devlet olmak üzere iki yolda gelişti. Herkes olması gerektiği gibi davranırsa yani halk halk gibi devlet devlet gibi davranırsa o zaman ahenk oluşur.
Bu alemin nasıl yaratılmış olduğu meselesi üzerinde durmadı. Asıl mesele bu alemi nasıl idare edebileceğimizin ve düzenleyeceğimizin anlaşılmasıdır.Tabiat kanunlarından uzaklaşan insandır,onu tabiat kurallarına bağlayan da ahlaktır.Ahlaki düşüncelerin kökü 'Jen'dir. İnsanların birbirine karşı gösterdikleri nazikane duygular ve sevgidir. İdeal insan erdemli ve adil kişidir. İnsan kendi doğasını takip ederse erdemli olmak kolaydır.
Müzik ahengi sağlar ayinler hareketleri düzenler.
BÜYÜK BİLGİ 'den Bazı Bölümler
Bu metni anlayanlar erdem kapısından içeri girecektir.
--- Büyük Bilginin bize öğrettiği şey yüksek erdemi açıklamak,insanları sevmek ve en yüksek erişkinlikte kalmaktır.
--- Her şeyin bir çıkağı ve sonu vardır. İşlerde de bir başlangıç ve sonuç vardır. Önceyi ve sonu bilmekle
TAO’ya yaklaşılır.
--- Erdemi bütün dünyaya anlatmak isteyen eski insanlar önce kendi memleketlerini düzenlettiler. Memleketlerini düzenlemek isteyenler , kendi ailelerine iyi olmayı öğrettiler. Ailelerine iyi olmayı öğretmek isteyenler kendilerini yetiştirdiler. Kendilerini yetiştirmek isteyenler kalplerini düzelttiler. Kalplerini düzeltmek isteyenler, düşüncelerinde samimi oldular. Düşüncelerinde samimi olmak isteyenler,bilgilerini yükselttiler. Bilginin yükselmesi şeylerin incelenmesini sağlar.
--- İmparatordan en aşağı halk kütlesine kadar herkes vücudu yetiştirmenin temel olduğu hususunda birleşmelidir.
--- Eğer bir gün kendini ıslah edersen, her gün böyle olmaya çalış. Böylece her gün yenilik olsun.
--- Chi'nin kıvrımlı yollarına bak. Yeşil bambular ne kadar muhteşem. İşte zarif ve olgun prensimiz! Bir şey kesildiği zaman eğelenir (bilgi üzerinde çalışmak) Oyulduğu zaman düzenlenir (kendini yetiştirmek) böylece o kendini yetiştirir.
--- Zenginlik bir evi süsler. Erdem ise insana iyi olmayı öğretir. Dimağ(Bilinç) geliştiği zaman vücut sükunette olur. Bunun için olgun bir insan düşüncelerinde samimi olmalıdır.
--- Vücudu yetiştirmenin, düşüncelerin iyi olmasına dayandığını söylemekle ne kastedilir? Eğer vücut heyecanların etkisi altında kalırsa ıslah edilemez. Eğer korku, neşe, keder ve felaketlerin etkisi altında kalırsa yine ıslah edilemez.
--- Memleketi doğru yönetmek için evvela kişinin kendi ailesini ıslah etmesinin gerektiğini söylemekten kastedilen şey nedir? Bir kimse kendi ailesini ıslah edemezse , başkalarını yetiştirmenin imkanı yoktur. Böylece olgun bir kimse kendi ailesini ihmal etmeksizin memleketine ait işler yapar. Hükümdarın yaptığı işlerde evlatça bir saygı vardır. Büyüklerin yaptığı işlerde kardeşçe bir itaat vardır.
--- Bütün imparatorlukta barış ve sükunet sağlamanın, kendi memleketini yönetmeye bağlı olduğundan ne anlaşılır? İmparator kendi yaşına göre hareket ederse halk da evlatça hareket eder. Büyüklerine karşı gereken hareketi yaparsa halk ona kardeşçe bağlılık gösterir. Küçüklere karşı merhamet gösterirse, halk ona karşı gelmez. Böylece bir imparator kendi hareketlerini düzenleyecek bir prensibe sahiptir.
--- Bir kimsenin büyüklerinde sevmediği şey, kendinden aşağı olanlara iyi davranmaması, aşağı insanlarda nefret ettiği şey, büyüklerine iyi hizmet etmemesi; Kendinden üstün olanlarda hoşlanmadığı şey , kendinden aşağı olanlara değer vermemesi; geride olanlarda sevmediği şey, önde olanları takip etmemesi..
--- Erdem temel,zenginlik ise sonuçtur. Eğer temel ikinci ve sonuç birinci mesele olarak kabul edilirse, halk daima mücadele edecek ve hırsı öğrenecektir.
--- Değerli bir insan görüp de ona bir memuriyet vermemek yahut bu işi pek çabuk yapmamak saygısızlıktır. Değersiz insanları görüp de uzaklaştırmamak, veyahut bunu uzun bir süre sonra yapmak yanlış bir davranıştır.
--- Bir hükümdarın takibettiği büyük bir yolu vardır. Samimiyet ve bağlılıkla bunu elde eder. Kendini beğenme ve kayıtsızlık onu, bu yoldan uzaklaştırır.
--- Zenginliğin elde edilmesi için büyük bir çare vardır. Üretenlerin çok sarf edenlerin az olması gerekir. Üretmede çalışma, sarfiyatta tutumluluk olursa , servet daima yeter.
Müzik Hakkında Notlar
--- Müzik tonların bir verimidir. Çıkağı dış şeylerin dimağa olan etkisidir. Dimağa(bilince) kenderle harekete geldiği zaman sesler kesin ve sönücüdür. Neşeli sesler, ince ve yavaştır. Sevinç dolu sesler yüksek ve dağılıcıdır. Hiddetli sesler, korkunç ve kabadır. Saygı taşıyan sesler , doğru ve mütevazıdır. Sevgi gösteren sesler , yumuşak ve ahenklidir. Sesin bu 6 hassası tabii değildir. Dış şeyler vasıtasıyla meydana gelen etkilerdir. Bundan dolayı eski krallar dimağa tesir eden şeylere önem vermiştir.
--- Böylece törenler insanların amaçlarını doğru yola götürmek için , müzik seslere bir ahenk vermek , cezalar ise onları fenalıklardan korumak içindi. En sonda hepsinin gayesi birdir. Böylece onlar, halkın düşüncelerini aynı yaptılar ve hükümet idaresini iyi bir yola götürdüler.
--- Bütün sesler Dimağdan (bilinç) çıkar. Duygular içten geldiği zaman ses halinde kendilerini gösterirler. Bu seslerin bir sıra halinde konulmasına ton denir. Böylece dünyayı iyi bir yolda idare etmeyi gösteren ses neşe ve sükuneti anlatır. Fena bir şekilde yönetmek tonu da hoşnutsuzluğu gösterir.
--- Bozulmaya yüz tutmuş bir memleketin sesi kederli ve düşüncelidir. Halkın , tonları ve seslerle bağlı olduğu bu düzen ile hükümet arasında bir uygunluk vardır.
--- Eğer Kung (hükümdar) bozulursa ses vahşi ve kırıktır ve hükümdar kendini beğenmiş bir kimsedir. Sheng (tebaa(uyruk)) bozulursa ses kesiktir ve hükümet memurları bozuktur. Chüeh(halk) bozulursa, ses endişe vericidir ve halk memnun değildir.Cıhıh(işler) bozulursa ses keder vericidir ve işler sarsıntıdadır. Yu(şeyler) bozulursa,ses harap olucudur ve memleketin zenginliği yok olmuştur. Bu 5 tonun hepsinin bozulması memleketin çökmesi demektir.
--- Sesi bilip de ahengi bilmeyenler kuşlar ve hayvanlardır. Tonu bilip de müzikten anlamayanlar insanlardır. Müziği yalnız büyük insanlar bilir.
--- Bundan dolayı , tonu bilmek için sesleri ayırdetmeliyiz. Müziği bilmek için tonu , devleti bilmek için de törenleri ayırdetmeliyiz.
--- Fazilet kendi kendini dinlemek demektir.
--- Büyük kurban törenlerinde koyu renkli şarap vardır. Masalarda pişmemiş balık vardır. Çorba beraber konmaz. Geride bırakılan lezzetler de vardır.
--- Böylece eski krallar müziği ve merasimleri düzenledikleri zaman ağzın , midenin, kulakların, gözlerin istediklerini yüksek derecelere çıkarmış değillerdir. Çünkü onlar halka sevgi ve nefreti yatıştırmayı öğrettiler. Ve onları İnsanlığın normal gidişine götürdüler.
--- Doğuşta sakin olmak tabii bir vergidir. Dış şeylerin etkisi altında kalırsak tabii istekler harekete gelir. Şeyler vasıtasıyla bilgi sahibi oluruz. Bilgi olunca sevgi ve nefret kendini gösterir. Bunlar içten bir şeyle düzenlenmezse bilgi hiçe gider ve kaybolur ve göksel prensipler yok olur.
--- Merasimler halkın dimağını ıslah etmiştir. Müzik ise seslerini ahenkleştirmiştir. Kanunlar hareketleri düzenlemiştir. Cezalar onları korumuştur. Merasim,müzik,kanun ve cezalar her tarafa ulaşır ve onlara karşı bir ayak direme yoksa , krallık metotları doğru yapılmıştır.
--- Müzik içten, merasimler dıştan gelir. Büyük merasimler mutlaka basittir.
--- Merasimlerin gördükleri işler farklıdır. Fakat onların , ifade ettikleri saygı duyguları aynıdır. Müzik parçalarının üslubu başkadır. Fakat onların , anlattıkları sevgi duyguları aynıdır. Müzik ve merasimlerin temeli aynı olduğu için zeki krallar onları buldukları zamana uygun olmalı, kavramlar ise gösterdikleri hareketlerle bir olmalıdır.
--- Her şey ilkbaharda meydana gelir, yazın büyür. Bu Lütüftur (jen). Sonbaharda toplanır ve kışın saklanır. Bu doğruluktur(i). Lütuf müziğe , doğruluk da merasimlere yakındır.
--- Müzik gök ve yerin ahengi için yapılmıştır.
--- Böylece hükümdarın iradesi zayıf ise notalar ölgündür ve halk keder içindedir. O yüce, makul, uysal ise tonlar değişik ve güzeldir
ve halk memnundur. O kaba haşin, zalim ise notalar şiddetli ve sonra dağınıktır ve halk azimkar ve kuvvetlidir. O saf ,kuvvetli , doğru olduğu zaman notalar ciddi ve samimidir ; halk saygılıdır. O ulu, iyi olursa tonlar eksiksiz ve ahenklidir, halk da sevgi dolu ve iyimserdir. O fena,fesat dolu , müsrif olursa notalar sıkıcı ve kabadır, halk da ahlaksızdır.
--- Fazilet insan yaradılışının bir temelidir. Müzik ise faziletin süsüdür. Maden, taş, ipek, bambu müzik aletleridir. Şiir arzuların bir ifadesidir. Şarkılar onun notasıdır. Danslar şekilleridir. Bu üçü dimağdan çıkar. Bundan sonra onları müzik takip eder.
--- Müzik ve merasimler insanı kendine doğru götürür. Müzik meydana getirdiği şeyde neşe yaratır. Merasimler ise insanı başladığı şeye götürür. Müzik fazileti gösterir, merasimler insanı temel duygulara doğru götürür.
--- Temeli aramak ve değişikliği bilmek bir müzik olayıdır. Samimiyet göstermek , küstahlığı bırakmak merasimlerin prensipleridir.
--- Bunun için büyük bir insan müzik ve merasimleri yapınca , o zaman gök ve yer onu ışıklandıracak, gök ve yer neşe ile birleşecek, yin ve Yang birbirine tesir edecek, her şeyi ışıtacak,bakacak, besleyecek. Bundan sonra nebatlar ,ağaçlar büyüyecek, küçük goncalar kaçacak, kanatlılar uçacak, boynuzlular yürüyecek, böcekler yeniden canlanacak, kanatlılar kuluçkaya yatacak, saçlılar hamile kalacak ve ölü doğurmayacaklar, yumurtlayanlar bozuk yumurta vermeyecekler. Durum böyle olursa müziğin prensipleri doğru olur.
--- Yüksek bir insan der ki : " Merasim ve müzik asla bırakılmamalıdır. Bir kimse müziği elde ederse, kalbini düzeltir. Temiz, nazik, inançlı bir kalp kendiliğinden gelişir. Bunların kolayca gelişmesinden neşe meydana gelir. Neşe sükuneti yaratır, sükunet devamlılığı doğurur. Bu devamlılık gökselliği yaratır. Göksel olma ruhani olmayı yaratır. Göksel olan konuşmadan inanır. Ruhani olan korkmadan kuvvetlenir. Müziğe sahip olmakla,kalbini ıslah eder. Merasimleri yapmakla kendisini yetiştirir, ciddi ve saygılı olur. Ciddi ve saygılı olduktan sonra ,onur sahibi ve ağırbaşlı olur. Eğer kalbin içinde ahenk ve müzik olmazsa, o zaman içe hile ve yalancılık girer. Dış görünüşler ciddi ve saygılı olmazsa tembellik başlar.”
--- İçte bir hareket uyandıran müziktir. Dışta bir hareket yapan merasimlerdir. Müzik en yüksek derecede ahenk ve merasimler en yüksek derecede itaat yaratır. İçte bir ahenk , dışta itaat olunca, halk bunları görerek mücadele etmez. Ve onlarda kayıtsız duygular meydana gelmez. Böylece, müzik içte parladığı ve harekete geldiği zaman, halk onu kabul eder ve duyar. Prensipler dışta kendini gösterdiği zaman bütün halk onu kabul eder ve arkasından gider. Bundan dolayı denir ki: " Müzik ve merasimlerin yolunu yükseltirsek ,dünyada güç bir şey kalmaz.”
Değişim Kitabından Notlar
Konfüçyüs kamu ve özel vicdanın eğitim ve birleştirici kültürel ideallerle yeniden canlandırılmasına inanırdı. Konfüçyüs insanların kendi başlarına düşünmesini bekliyor ve onları bu yolda uyarmaya çalışıyordu; insanlar adına düşünemeyeceğini vurgulayarak belirtmekteydi. İnsanlığa özgü beş pratik: saygı,yüce gönüllülük, doğruculuk,keskinlik ve eli açıklık.
İnsanca olanlar kendilerini oluşturmaya çalışırken başkalarını da oluştururlar.Başarıya ulaşmaya çalışırken başkalarını başarıya ulaştırırlar. Bu yöntemlerin yüz yıl uygulanmasıyla toplum normalleşebilir.
Adalet,görev yada ilke; Büyük insanlar Adalet için küçük insanlar kar ve fayda için çalışır.
Görev demek kalıtsal yekeyle donanmış kişilere değil adalete bağlılıktı.
Bilginin amacı entelektüel temrinler değildir.
--- İyi insanlar Durmaksızın kendilerini güçlendirir.
Konfüçyüs'ün öğrencilerinden biri ,Zeng Usta dedi ki; “Kendimi günde üç kez gözden geçiririm: başkaları için tasarılarımda sadakatsizlikte bulundum mu? Dostlarla söyleşilerimde güvenilmez duruma düştüm mü? Vazettiklerim arasında kendi uygulamadıklarım var mı?
Konfüçyüs dedi ki: Kimsenin seni tanımayacağından korkma, tanınmaya değer olmaya çalış.
Bir öğrenci dedi ki ; Hocanın yolunu beğenmediğimden değil ama gücüm yetersiz.
Konfüçyüs dedi ki: Güçleri yetersiz olanlar yoldan vazgeçerler sen şimdi sınırını çiziyorsun.
--- İyi insanlar ,sıralar ve düzenler.
Konfüçyüs'ün öğrencilerinden biri görevle başka bir eyalete gittiğinde ,bir başka öğrenci diğerinin anası için tahıl istedi. Konfüçyüs ona bir miktar verdi. Daha fazla isteyince Konfüçyüs istenenden de fazla verdi. Dedi ki “ Öğrencim giderken,besili bir ata binmiş, ince deriler bürünmüştü. Örnek insanların, ihtiyacı olanlara yardım ettiğini ve zenginlerin servetine servet katmadıklarını duymuştum."
Bir yönetici eyalet etmeyi sordu. Üstat dedi ki " Önderler önder olsun, yöneticiler yönetici olsun ,babalar baba olsun, oğullar da oğul. Yoksa ortada tahıl olsa da ekmek yiyemeyiz
--- İyi insanlar kişiliği verimli eylemle beslerler.
Biri Konfüçyüs'e hayaletlere ve ruhlara nasıl hizmet edileceğini sorar.
Konfüçyüs dedi ki : "İnsanlara hizmet etmedikçe, hayaletlere nasıl hizmet edersin ki?"
--- Kadim Krallar sayısız ülke kurup temsilcileriyle bağıntı sağlamışlardır.
Konfüçyüs dedi ki: " İnsanların inancı yoksa ,acaba ne işe yararlar? Bir araç ,Bir güç kaynağına bağlanmazsa yol alabilir mi?
--- İyi İnsanlar kültürlü nitelikleri beslerler.
Konfüçyüs dedi ki: " Kişinin cevheri kültüründen fazlaysa o, köylüdür, eğer kültürü cevherinden fazlaysa, okumuştur. Ancak hem cevhere hem de kültüre sahipse o örnek bir kişi olur.
Konfüçyüs dedi ki : " Görgü kurallarını bilmeksizin saygıdeğer olmak yorucudur. Görgü kurallarını bilmeksizin ihtiyatlı olmak, ürkekliktir. Görgü kurallarını bilmeksizin gözü pek olmak vahşiliktir. Görgü kurallarını bilmeksizin doğru sözlü olmak boğucudur.
--- İyi insanlar yukarıyla aşağıyı ayırdeder insanların hırslarına gem vurabilirler.
Konfüçyüs dedi ki : "Örnek insanlar adaleti anlar, küçük insanlar karı anlar."
--- Yönetici gökyüzüyle yeryüzünün yolunu yönetir ve gökyüzüyle yeryüzü arasındaki uygun dengeyi kollar ve böylelikle insanlara yardımcı olur.
Konfüçyüs dedi ki : " Beş niceliği yüksel , dört nicelikten kurtul"
Konfüçyüs dedi ki : " İyi insanlar müsrif olmadan eli açık olur; gocunmasız çalışkan olurlar,haris olmadan istek duyarlar,mağrur olmadan rahat davranırlar, ürkütücü olmadan saygın olurlar"
Konfüçyüs dedi ki : " Dört kötülük ise, nasihatsiz infaz etmek; bu , gaddarlıktır. Öğretmeden başarıları ölçmek;bu , kabalıktır. Yönetimde gevşek olup sınırlar koymak ; bu kötü niyettir. Başkalarının hakkını verirken cimri davranmak;bu bürokrat olmaktır"
--- İyi insanlar şeyleri kategori ve gruplara ayırır.
Konfüçyüs dedi ki : " Bilerek doğanlar en iyisidir; öğrenerek bilenler onları izler. Yalnızca açmaza düştüklerinde öğrenmeye çalışanlar onların ardından gelir. Açmaza düştüklerinde dahi öğrenmeye çabalamayanlar insanların en düşükleri sayılır"
Konfüçyüs dedi ki : " Erdemli olanların söyleyecek sözleri vardır, ama söyleyecek sözleri olanların tümünde erdem yoktur. İnsancıl olanlar cesaretlidir, ancak cesaretli olanların hepsi insancıl değildir.
--- Önderler insanları sınırsızca kucaklayıp koruyabilmek için sınırsız eğitim ve düşünce kaynaklarından yararlanır.
Konfüçyüs dedi ki : "Düşünmeden incelersen kör sayılırsan ,incelemeden düşünürsen tehlikedesindir"
--- Kadim krallar cezalara açıklık getirdiler ve yasalar çıkardılar.
Konfüçyüs dedi ki : "İnsanları seviyorsan, onların çalışmamasına göz yumabilir misin? Onlara sadıksan , onlara öğüt vermeden geri durabilir misin"
Konfüçyüs dedi ki : "Eğer kişisel olarak dürüstsen işler emir verilmeksizin de yürür. Eğer kişisel olarak dürüst değilsen,emir versen de seni kimse dinlemez."
--- Kadim krallar kış gündönümünde kapıları kapatırlardı, kervanlar yol almaz, yönetici taşra eyaletlerini denetime çıkarmazdı.
Konfüçyüs dedi ki : "Eğitimli insanlar kendilerinde ararlar, küçük insanlar başkalarında ararlar"
--- İyi insanlar korkusuzca yalnız kalabilir ve eza çekmeden toplumu terk edebilir.
Konfüçyüs dedi ki : " İdeal kişi bir araç değildir"
Konfüçyüs dedi ki : " Yol'u arzulayan , ama yoksul giysilerden ve yiyeceklerden utanan kişiyle konuşmaya değmez"
Konfüçyüs dedi ki : " Adaleti görüp de uygulamamak cesaret yoksunluğudur"
--- İyi insanlar sürekli erdemli davranır ve öğretmeyi öğrenirler.
Konfüçyüs dedi ki : " Ne yapılacağını sormayanlar için bir şey yapamam."
--- İyi insanlar küçükleri uzak tutar, kötü niyet göstermeksizin kararlı davranırlar.
Konfüçyüs dedi ki : " İnsanlar arasında iyilerin seni sevmesi , kötülerin de sevmemesi daha iyidir"
Konfüçyüs dedi ki : " Kalacak yer düşünen bir şövalye , şövalye sayılmaya değmez."
--- İyi insanlar konuşmalarda özlü ,işlerinde tutarlıdır.
Konfüçyüs dedi ki : " Dürüst olduğunu kim söylüyor? Biri ondan sirke istediğinde komşusundan alıp verdi."
Biri bir öğrenci için dedi ki, " İyi bir insandır ama parlak bir konuşmacı değildir"
Konfüçyüs dedi ki : " Neden parlak bir konuşmacı olmaya gerek duysun? İnsanların karşısına akıcı bir dille çıkan kişi genellikle sevilmez. İyi bir insan olup olmaması bir yana , neden parlak bir konuşmacı olsun ki?"
--- İyi insanlar benzeşirler ama farklıdırlar.
Konfüçyüs dedi ki: " İdeal insanlar evrenseldir ama klancı değildirler. Küçük kafalı insanlar evrensel değildir ama klancıdır."
Konfüçyüs dedi ki : " Üç kişi arasında bir şey yaptığımda, hocamı hep aralarında bulurum. İyiyi seçer ve izlerim, iyi olmayanı da değiştiririm.
Konfüçyüs dedi ki : " Eğitimli insanlar taklit etmeden uyumlu olurlar. Çiğ insanlar uyumlu olmadan taklit ederler."
--- İyi insanlar kendilerini inceler ve erdemi geliştirirler.
Konfüçyüs dedi ki : " Eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır. Baktıklarında , berrak görmeyi düşünürler. Dinlediklerinde , iyi duymayı düşünürler. Görünüşleri bakımından , sıcak olmayı düşünürler. Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler. Konuşmalarında, doğru olmayı düşünürler. İşlerinde, ciddi olmayı düşünürler. Kuşkuya düştüklerinde , soruları nasıl soracaklarını düşünürler. Öfkelendiklerinde ,sorunları düşünürler. Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler.
--- İyi insanlar öfkeden ve kösnüllükten kaçınır.
Konfüçyüs dedi ki : " Kendini düzeltebiliyorsan , hükümette ne gibi bir sıkıntın olabilir ki? Kendini düzeltemiyorsan, başkalarını nasıl düzeltebilirsin ki?"
--- İyi insanlar yaşamı bütünüyle kullanır ve amaçlarına ulaşır.
Konfüçyüs dedi ki : " Bir keresinde salt düşünmek için gün boyu aç, gece boyu uykusuz kaldım. Hiçbir yararı olmadı. ÇALIŞMAK DAHA İYİ.
--- İyi insanlar sorunları düşünür ve önlemeye gayret ederler.
Konfüçyüs dedi ki : “İçten bir inançla çalış ; ölüm pahasına doğru yoldan ayrılma. Tehlikeli bir devletin sınırlarına girme; kaotik bir devlette kalma. Yol dünyada egemense , kamu yaşamına katıl. Yol egemen değilse kaybol. Bir ülkede Yol varsa, orada yoksul ve aşağı konumda olmak, onursuzluktur. Bir ülkede yol yoksa , orada zengin ve soylu olmak onursuzluktur. "
Konfüçyüs dedi ki : " Bir ülke adilse, kişi bağımsızca konuşur, bağımsızca davranır. Bir ülke adaletsizse , bağımsızca davranır ama görenekler uyarınca konuşur"
--- İyi insanlar yargıları gözetir, infazları erteler.
Lü devletinden biri Konfüçyüs’a hükümet etmeyi danışıyordu; dedi ki: " Yol'a sahip olanları desteklemek için Yol'a sahip olmayanları öldürmek nasıl olur?"
Konfüçyüs dedi ki : " Sen hükümet ediyorsun- bunun öldürmeyle ne ilişkisi var? İyilik istersen , insanlar iyi olurlar. Toplumsal önderlerin nitelikleri rüzgardır, sıradan insanların nitelikleri ottur; Otlar rüzgarın önünde eğilir."
Bu konuda LAO TSE de demiştir ki;
Yolculukta usta kişi iz bırakmaz
konuşmakta usta kişi gaf yapmaz
kapatmakta usta kişi kilit asmaz
ama kimse açamaz
bağlamakta usta kişi sicim kullanmaz
ama kimse çözemez
Bilge kişi korur insanları
gözden çıkarmaz hiçbirini
bilge kişi korur bin bir türü
gözden çıkarmaz hiçbirini
işte aydınlık yön
--- Kadim Krallar Tanrıyı kutsamış ve tapınaklar kurmuşlardır.
Konfüçyüs dedi ki : " İnsanlar insanca değilse, ritlerin ne yararı var? insanlar insanca değilse , müziğin ne yararı var?
--- İYİ İNSANLAR EĞİTİM VE HİZMET İÇİN DERNEKLER KURARLAR.
Konfüçyüs dedi ki : " Akıllı kişiler gördüğünde onlara denk olmayı düşün. Akıllı olmayanlar gördüğünde , içinden kendini düşün."
Konfüçyüs dedi ki : " Yola birlikte çıkamadan birlikte çalışmak mümkündür. Birlikte bir konum almadan yola birlikte çıkmak mümkündür. Birlikte plan yapmadan, birlikte bir konum almak mümkündür.
Konfüçyüs dedi ki : " Eğitimli kişiler katıdır ama tartışmaya girmezler; başkalarıyla ilişki kurarlar, ama hiziplere katılmazlar."
KONUŞMALARDAN Notlar
--- Üstat dedi ki " Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz"
--- Üstat dedi ki " 15 yaşında kendimi öğrenmeğe verdim
30 yaşında irademe sahip olabildim.
40 yaşında şüphelerden uzaklaştım
50 yaşımda göğün emrini öğrendim.
60 yaşında seziş yoluyla her şeyi kavradım
70 yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebildim.
--- Birisi Konfüçyüs'e dedi ki neden devlet idaresinde görev almıyorsunuz? Üstat dedi ki " Sen ana ve babana bağlı isen kardeşlik ödevini yapmış olursun. Bu davranış devlete tesir eder ve aynı zamanda hükümetin kurulmasını sağlar. Şu halde bir insan bir görev almak için neden mutlaka devlet idaresinde bulunsun?"
--- Tzu- Lu işittiği şeyleri hemen yerine getirip getirmeyeceği hususunu sordu. Üstat dedi ki, "Danışacağın baban ve ağabeylerin var. İşittiklerine dayanarak neden o şeyleri hemen yapacaksın". Tsun Yu da aynı şeyi sordu Üstat “duyduğun şeyleri hemen yap" diye cevap verdir. Kun dedi ki " Yu size duyduğu şeyleri hemen yerine getirip getiremeyeceği hususunu sorduğu zaman , siz danışacağın baban ve ağabeylerin var dediniz . Chih aynı şeyi sorunca hemen yap dediniz. Bunun açıklanmasını istemek cesaretinde bulunabilir miyim. Üstat dedi ki " Chih çok yavaş hareket eder, bu sebeple onu teşvik ettim. Yu çok enerjiktir. Böylece onu frenlemiş oldum."
--- Fan üstatla yağmur sunağının bulunduğu yerde , ağaçlar altında geziyordu. Dedi ki" erdemi yükseltebileceğimizi, kötü davranışları nasıl düzeltebileceğimizi sormak cesaretinde bulunabilir miyim?
Üstat dedi ki " Gerçekten güzel bir soru"
Üstat dedi ki " Önce gereken şeyi yapmak ve başarıyı sonra düşünmek. Bu erdemi yükseltme yolu değil midir? Kendisinin zayıf taraflarını anlatmak , ve fakat başkasının kötülüklerini anlatmamak. İşte bu kötülüğü düzeltmek değil midir? Ufak bir hiddetle hayatına kıymak ve ailesini derde sokmak . Bu bir hata değil midir?
--- Fan iyilikseverlik hakkında sordu; Üstat dedi ki " Bütün insanları sevmektir" Bilgi hakkında sordu ;Üstat dedi ki "İnsanları tanımaktır".
LAO TSE ,KONFÜÇYÜS ve TAO FELSEFESİ
Her iki avatar da bize TAO yani yol kavramından bahsetmektedir. Bu insanların, ailelerin, toplumların uyması gereken, insanlığın özüne yakışan yoldur. İnsanın bireysel olarak bu yola uyması, adalet ve yasaya uygun yaşamasıyla başkaları da bu yolda gideceklerdir. Kişisel çıkar ve kar için değil ancak evrensel adalet yasasına uygunlukla ve ödül beklemeksizin çalışmakla TAO’ya, dengeye ulaşılır (dharma) . Bu yol insanın doğal yoludur.Yol tektir ancak yola giden bir çok yan yol vardır. Her ne kadar TAO hakkında yazıyor olsak da, bilgelere göre bu yol adsız ve gizemlidir. Sözlerle tam olarak tanımlanamaz ve açıklanamaz çünkü söylevin ötesinde gerçeğin kendisidir. TAO’ya uygun eylemin pratik olarak yaşamdaki karşılıkları erdemlerdir. Orta yol ve bir denge hali olan erdemler TAO 'ya giden yolun üzerindedir. Konfüçyüs TAO’yu, devletin yönetiminde ve bireylerin kendilerini yönetiminde ele almıştır. İmparator yola uyuyorsa zaten devlette düzen olacaktır. Aile reisi yasaya uyarsa aile düzelir. Kişi yasaya uyarsa kişilik düzene girer. Aşağıda yaşlı bilge anlamına gelen LAO TSE nin TAO te Ching’te ( Erdem ve YOL Kitabı) yazdıkları TAO'yu bizden çok daha iyi açıklayacaktır.
(1)
Gösterebildiğin YOL asıl YOL değil
ad verebildiğin ad asıl ad değil
adlandırılamazsa o kaynağı göğün yerin
adlandırılırsa o anası bin bir türün demek
hep tutkusuz olanlar görür onun özünü
hep tutkulu olanlar görür onun yüzünü
bu ikisi birlikte doğar
ve adlandırılınca ayrılır
sırdır birlik
sırlar sırrı
kapısı sayısız mucizenin
(2) ( - )
Gerçekten de bilge kişi
edimsizlikte kalır
sözsüz öğretiye uçar
bin bir tür önüne çıkar
hor görmez
yaratır benim demez
yaptığına bel bağlamaz
yarar verir orada kalmaz
ve orada kalmayınca
yüz çevirmezler ona
(3)
Gök sonsuz yer ölümsüz
ölümsüz ve sonsuz onlar
yaşamazlar çünkü kendilerini
bu yüzdendir yaşamları sonsuz
bilge kişi de öyle
sona koyar kişiliğini
kişiliği öne geçer
salıverir kişiliğini
kişiliği kalır öylece
öyle değil mi?
İstemez kendini bir şey
yetkinleşir kendi
(4) (-)
Doğurmak ve beslemek
yaratmak benim demeden
işlemek ele geçirmeden
çoğaltmak yönetmeden
işte budur gizli ERDEM
(5) (-)
Bu üçü boş laf olmaz
tutunacak dal olmalı
basit yaşa dürüst ol
bencilliği, tutkularını azalt
vazgeç bilgiçlik taslamaktan
biter kaygıların
(6)
Eksik olan tümleşir
eğri olan düzleşir
boş olan doldurulur
eski olan yenilenir
az olana verilir
çok olandan alınır
Bilge kişi de öyle
Bir'i kucaklar örnek olur dünyaya
çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır
kendisine değer vermez ve yüceltilir
kendini övmez ve yarar verir
kendini öne koymaz ve kalıcılaşır
çünkü savaşmayanla kim savaşabilir dünyada
eskilerin sözüdür- eksiğini eksilt
boş laf değil yetkinlik var bu sözde
(7)
Dünyayı ele geçirme tutkusu
dünyayı elden geçirme tutkusu
denenmiştir yenilgiye mahkumdur
kutsaldır dünya
ele geçmez
el atan çürütür onu
elde tutmak isteyen yitirir onu
bin bir türe bak
bir öncü bir artçı
nefesleri bir sıcak bir soğuk
bazen güçlüdürler bazen zayıf ve ince
bazen üstte yüzerler bazen batarlar dibe
uzak durur bilge kişi
pek çoktan , çok fazladan, fazla büyükten.
(8)
Doğru yolda hizmet eden hakanına
kirletmez dünyayı silahlarla
ki insanın eylemi kendine yansır
savaşın ardından gelir kıtlık yılları
usta olan savaşta sonuç alınca durur
gücünü güvenip kalkmaz hakim olmaya
sonuç almak övünmeden
sonuç almak nam almadan
sonuç almak gurursuzca
sonuç almak çaresizce
sonuç almak güvenmeden gücüne
bir şey güçlendi mi bir kez kocar
ters YOL'dur bu çünkü
ters YOL'a giren erken tükenir
(9)
İnsanları bilen akıllıdır
kendini bilen bilge
başkasını yenen güçlüdür
kendini yenen egemen
halinden memnun olan zengindir
nefsini yenen istençli
yerini korumayı bilen kalıcıdır
ölüp de yok olmayan ölümsüz.
(10)
Yüce insan Bilgelik YOL'unu duyunca
izler onu uyumla
Orta insan BilgelikYOL'unu duyunca
bir uyar bir aşar
Alçak insan Bilgelik YOL'unu duyunca
güler ağız dolusu
ve gülmezse bil ki
doğru YOL değildir o
ne der atasözü -
açık YOL karanlık görünür
ileri YOL geri görünür
doğru YOL eğri görünür
en yüce erdem alçak görünür
en temiz insan kirli görünür
en engin dar görünür
en cesur erdem kaçak görünür
en doğru öz dönek görünür
büyük dörtgenin köşesi olmaz
büyük araç geç yetkinleşendir
büyük sesin sesi duyulmaz
büyük resmin şekli görünmez
YOL gizemli ve adsızdır
ama ancak onunla varolur her şey
(11)
Nam mı can mı hangisi yakın?
can mı mal mı hangisi büyük?
kazanç mi kayıp mı hangisi büyük?
elbet dileği büyük olanın
büyük olur harcı
çok toplayanın
çok olur kaybı
azla yetinenin yüzü kara çıkmaz
durmayı bilenin başı derde girmez
ve uzun olur ömrü
(12)
YOL egemense eğer göğün altında
gübre arabasına koşulur yarış atları
YOL yitirilmişse eğer göğün altında
savaş atları yetişir haralarda
steği çok olmaktan büyük günah yok
yetinmemekten büyük bela yok
mal mülk hırsından büyük hata yok
çünkü
yetinmekle yetinene her zaman yeter dünya
(14)
Bilge kişinin kendi kalbi yoktur
yetmiş iki milletin kalbidir onun kalbi
iyilere iyiyim
kötülere de iyiyim
çünkü iyiliktir erdem
dost olan dostum
dost olmayana da dostum
çünkü dostluktur erdem
bilge kişi sükunet içinde yaşar
geniş kalbi dünyaya açık
yetmiş iki milletin gözü kulağı onda
o kendi çocukları gibi bakar hepsine
(15)
Çıkış yaşam giriş ölüm
yaşamın yandaşları onda üç
ölümün yandaşları onda üç
yaşayıp da ölüme yönelenler onda üç
onlar da onda üç
neden?
çünkü dolu dolu yaşamak isterler yaşamı
derler ki doğru yaşamı bilen
geçsin dünyayı bir uçtan bir uca
rastlamaz tek gergedana kaplana
geçsin bir ordunun içinden
ne zırh arar ne kılıç
Gergedan bulamaz boynuz saplayacak yer
kaplan bulamaz tırnak geçirecek yer
neden ?
çünkü ölümlü yanı yoktur onun.
16)
biliyorsam biraz doğru YOL'da yaşamı
tek korkum yolu yitirenlerdendir
sapanlardan dar sokaklara doğru YOL dururken
htişamlı ve zenginken saraylar
yabani otlar bürümüşse tarlayı
ambarlar bomboşken
pahalı ve süslü ise giysiler
keskin kılıçlar sallanıyorsa kemerlerde
ve patlayasıya yiyip içenler
boğuluyorsa bolluktan
orada haydutluk yasası geçerli demektir.
budur işte sahte YOL
(17)
Sağlam kök salan sökülmez
sıkı tuttuğun çalınmaz
geleneğini torunlarına ileten tükenmez
kendine uygula - ERDEM gerçekleşir
evine uygula - ERDEM olgunlaşır
köyüne uygula - ERDEM yaygınlaşır
iline uygula - ERDEM zenginleşir
dünyaya uygula - ERDEM yetkinleşir
demek
kendinle tanı insanı
evinle tanı evleri
köyünle tanı köyleri
ilinle tanı illeri
dünyanla tanı dünyaları
nereden mi biliyorum
böyle olduğunu
işte bundan
(18)
Bilmediğini bilmek büyüklük
bildiğini bilmemek eksiklik
ancak eksiğini eksilten
kurtulur eksiğinden
bilge kişinin eksiksizliği
eksiğini eksiltmesindendir
ondan eksiksizdir o
Buraya Konfüçyüs'ün bir sözünü eklemek yerinde olacaktır
Bildiğini bilenin, arkasından gidiniz. Bildiğini bilmeyeni, uyandırınız. Bilmediğini bilene, öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden, kaçınız.
Sonuç
Bir başka sözü de şöyledir ; " Elmas yontulmadan , insan yanılmadan düzelmez" Konfüçyüs.
Doğadaki tüm varlıklar mükemmelleşmeye doğru gider. Tüm elementler elektron alıp vererek daha kararsız olmaya çalışırlar. Kömür elmas olmak için mücadele verir. İnsan da kendi içindeki üstün olan yönleri ortaya çıkarmak için mücadele eder. Canavarlar ve kahramanlar bizim içimizdedir. Eksiklerimizi fark ettikçe, bunları eksilttikçe mükemmelleşmeye doğru yol alacağız. Daha iyi bir insan, daha iyi bir yurttaş, daha dürüst, daha cesur, daha fedakar olmak elimizde. Bunun için Konfüçyüs’ün önerisi; kendinin farkında olmak, eylemleri düzene sokmak. Yaşam fırtınasında sürüklenmektense, her şeyin bizim elimizde olduğunu bilmek. Dünyadan şikayet etmektense, onu düzeltmek ve bunu kendimizi düzeltmek suretiyle yapmak. Herkesin daha iyi bir dünya için fikirleri var ama bunun için çalışmak, yorulmak, önce kendini değiştirmek alçak gönüllüğüne sahip olmak, işte Konfüçyüs’ün önerisi bu. İnsanların mutluluğu, toplumun adaleti ve kültürün korunması için yaşamış bir filozof. Gerçekten isteyince her şeyin mümkün olduğunun, gerisinin bahane olduğunun bir kanıtı.
*** SON ***
FAYDALANILAN KAYNAKLAR
- Konfüçyüs’ün Bilgeliği
- Konfüçyüs Düşüncesinin Temelleri
- Büyük Bilgi ve Müzik hakkında Notlar
- Konuşmalar
- Konfüçyüs’ün öğretileri
- Yeryüzündeki dinler Tarihi
- TAO te Ching
- Theosophical Glossary
- Eliade’nin Dinler Tarihi
- 90 Dakikada Konfüçyüs
|