|
İNCİL:
Gr. Ageros ( Ulak, haberci) dan evaggelion (iyi bildiri, iyi bilgi, iyi haber) Lat. (Angelus, iyi bilgi veren, melek) Evangelium.( iyi bilgi veren, iyi bilgi getiren ve ulaştıran melek) Ar. İncil, tr. İncil.
KADER:
Ar. Kadr (ölçmek) den kader (bir olayı önceden sezip değerlendirme, ölçüp biçme) anlam genişlemesiyle: yazgı, alınyazısı, Türkçe’de daha çok yazgı, Tanrını öncesiz bilgisi, onayı anlamında söylenir.
KURBAN:
Ar. Karip (Yakın, yanında) den kurban (yakın olan. Anlam genişlemesiyle: Tanrıya yaklaşmak, yakınlık göstermek amacıyla sunulan adak).
LABİRENT:
Gr. Labyrinthos. (Dolaşık yol, mağara. Çözülmesi güç sorun dan labirent.) (Labrys kökünden gelir Labrys: çift taraflı balta anlamına gelir. Ares- Dionysos henüz dünyada hiç bir şey yok çif taraflı baltasıyla karanlığı, delerek, aydınlığa ulaşır. Bu sırada spiral bir hareket yapar ve üç boyutlu bir labirent oluşturur. )
LAMA:
Tibet’te ve Moğolistan’da Buddha rahibi. Lamaların en büyüğüne dalay lâma ‘baş lama’ denir. (Moğolca dalai’ deniz’)
MANTIK:
Ar, Nutk ( söyleme, konuşma ) tan mantık. Anlam genişlemesiyle: konuşmayı, düşünmeyi gerçeğe varmayı gösteren kurallar bilimi.
MÜZE:
Gr. Mousa ( Musa, kır perisi, kır tanrısı’ndan lat. Museu, fr. Musée / müze)
MÜZİK:
Gr. Mousa (Musa) dan fr. Musique / müzik. Kök anlamı mousa ( musa ) denen kır tanrılarının yaptıklarıyla ilgili olan. Kırlara esenlik, mutluluk yayan, mousa ( lat. Musa ile bağlantılıdır) İlk çağ söylencelerine göre musa- adıyla anılan topluluk, kırlarda ağaçlıklarda çalgılar çalar, Türküler çığırı, ortalığı esen kılardı. Ar. Musiki sözcüğüyle müzik eş kökenlidir.
ÖZGÜR:
Tr. Öz ile gür ekinden öz—gür / özgür ( başkasına bağlı olmayan, kendi istenciyle davranan, devinen)
SABIR:
Ar. Sabr (dayanma, katlanma, direnç göstermemeden) Sabır. Türkçeye yazım yoluyla girmiştir. Genellikle din konularını içeren sözcükler arasında geçerdi. Nitekim çok dayanan Ar. Sabur sözcüğü de Tanrı adlarından biridir.
SANAT:
Ar. Su’n ( Yapma, ortaya koyma, oluşturma) dan san’at / sanat. Yapmak işi, ortaya koyma durumu, yapmalık, yaratmalık. Arap dilinde: su’n kökünden sa’ni / yaratan, yapan, ortaya koyan, sun’i / yapmacık, gerçek olmayan, doğal olmayan, sonradan yapılan.
SİMGE:
Sanskr. Sama ( Benzer, benzeşik, tıpkı’dan, sim, sim-ge / simge) Anadolu Türkçesine giriş yolu açıkça bilinmiyor, ancak tr. Olmadığı belli.
ŞAİR:
Ar. Şar ( Kıl, tüyden) şair ( kılı kıldan ayıran, ince düşünen).
Sayfa 1 2 3 4 5 6 7
|