EVREN:
Tr. Evirmekten ev-r-en / ev-ren ( kök anlamı: dönen, çevrilen. ) Anlam genişlemesiyle: büyük yılan, dev, gökle yeryüzünü kapsayan varlık bütünü, ar. Âlem, kâinat.
FANATİK:
Fr. Fanatique ( kökeni lat. Fanatikus / tapınak çevresinde dolaşarak kendinden geçen, aşırı inançları bağlı kimse) den fanatik ( inançta aşırılığa varan, ölçü tanımayan, bağnaz, katı düşünceli, anlayışsız.)
FELSEFE:
gr. Philosophia ( Bilgi sevme) den ar. Felsefe. Gr.ye eski Anadolu dillerinden geçen philos ( seven, sevimli, gönüldeş, fars. Dost) ile sophos (bilgi) dan, philos-sophos / philosophos (bilgi sevmek, bilgi sevgisi) sophos sözcüğü İslam ülkelerinde hikmet, tr’de bilgelik olarak karşılanır. Ortaçağda, Anadolu Yunan düşüncesinin İslam dinini etkilemesiyle Felsefeye yönelen İslam aydınları bu sözcüğü, Ar deki gibi kullandılar. Okunuşuyla felsefe biçiminde Arapçalaştırdılar. Türk Diline aydınlar aracılığıyla Ar. Yazılıp okunduğu gibi geçti. Seven anlamına gelen philos sözcüğü Akdeniz yöresinde özellikle, Anadolu-Mezopotamya-Mısır yarım ayı dolaylarında kimi adların başına getirilir. PhiloPattor ( babasını seven ), Yunanistan dolaylarında philopos ( at seven).
FORMASYON:
Fr. Formation (ortaya koyma, biçimlendirme) dan formasyon. (biçimlendirme, biçimlenme, eğitim bakımından yetişme) Latince formene. (biçimlendirme, pekiştirme, bozma, düzenleme)
GEZEGEN:
Tr. Gezmek’ten gez- e - gen / gezegen. Güneş yöresinde, belli bir çizgi üzerinde dolaşan yıldızların genel adı. Ar. - os seyyare ( Seyr / dolaşmak, gezmek ).
GİZEM:
Tr. Giz / Kiz. Den giz-e-m / gizem ( felsefe öğretilerine göre usun erişemediği nesne, us ilkelerine uyularak açıklanamayan çözülemeyen konu)
GÜNAH:
Dince suç sayılan iş ve davranış. Farsça gunâh ‘sin, crime, error, vice, fault, iniquity’. Farsçada gunah biçimi de geçer.